I-
GİRİŞ
Yatırım ortamlarına ilişkin maliyetlerin
azaltılması ve yatırım teşviklerinin arttırılması ve çeşitli vergi
teşvikleriyle güvenli bir yatırım ortamının sağlanması amacıyla bazı vergisel
kolaylıklar ve avantajlar üzerine yoğunlaşılmıştır. Bununla birlikte vergi
kanunlarında gelişen ticari hayatın gerekleri kapsamında yapılması gereken
düzenlemeler de vergi kanunlarında bazen değiştirilme bazen eklenme suretiyle
getirilmiştir. Bu kapsamda neredeyse tüm vergi kanunlarında değişiklik yapılmış
olsa da makalede gelir, kurumlar, katma değer vergisi ve Vergi Usul Kanunu
temel alınarak anlatılacaktır. Bunun yanında değişikliklerin amacını belirtmek
için değişiklik yapan kanun gerekçeleri ve madde gerekçelerine ayrıca yer
verilmiştir.
09.08.2016 tarihli ve 29796
sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi
Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 07.09.2016 tarihli ve 29824 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanan 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun
ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 193
sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 3065 sayılı
Katma Değer Vergisi Kanunu ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda yapılan
değişiklikler aşağıda ele alınmıştır. Ayrıca 5746 sayılı Ar-ge ve Tasarımın
Geliştirilmesi Hakkında Kanun’da vergiye ilişkin yapılan düzenlemeye de yer
verilmiştir.
Makalede özellikle kanunlarda
yapılan düzenlemeler için genel ve madde gerekçesine yer verilmek suretiyle
değişikliğin amacı ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bunun yanında 193 sayılı
Gelir Vergisi Kanunu ile yapılan düzenlemelere istinaden 293 Seri No.lu Gelir
Vergisi Genel Tebliği açıklayıcı olarak yayımlanmıştır. Ancak makalenin hacmini
dikkate alarak söz konusu Tebliğ’e müteakip bölümlerde yer verilmemiş olmakla
birlikte başvurulacak kaynak olarak bilinmelidir.
II-
6728 VE 6745 SAYILI TORBA KANUNLARLA VERGİ KANUNLARINDA YAPILAN DÜZENLEMELER
A- GELİR VERGİSİ KANUNU
1- Eğitim ve
Öğretim Kazançlarında İstisna
6745 sayılı Kanun’un 5.
maddesi ile 193
sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 20. maddesinin başlığı değiştirilmiş ve
maddenin içeriği aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir:
(Maddenin Değişmeden Önceki Hali)
“Eğitim ve öğretim işletmelerinde kazanç istisnası
Okul öncesi eğitim,
ilköğretim, özel eğitim ve orta öğretim özel okullarının işletilmesinden elde
edilen kazançlar, ilgili Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle Maliye
Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde beş vergilendirme
dönemi gelir vergisinden müstesnadır. İstisna, okulların faaliyete geçtiği
vergilendirme döneminden itibaren başlar.”
(Değiştikten Sonraki Hali)
“Kreş ve gündüz bakımevleri ile eğitim ve öğretim işletmelerinde
kazanç istisnası
Özel kreş ve gündüz
bakımevleri ile okul öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve orta öğretim
özel okullarının işletilmesinden elde edilen kazançlar, ilgili Bakanlığın
görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar
çerçevesinde beş vergilendirme dönemi gelir vergisinden müstesnadır. İstisna kreş ve gündüz bakımevleri ile okulların faaliyete geçtiği
vergilendirme döneminden itibaren başlar.”
2- Menkul Sermaye
İratlarında İstisnalar
6728 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 22. maddesinin
birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddeye aşağıdaki iki numaralı
fıkra eklenmiş ve mevcut iki numaralı fıkra üç numaralı fıkra olarak
düzenlenmiştir:
(Maddenin Değişmeden Önceki Hali)
“1. Tek primli yıllık gelir sigortalarından yapılan ödemelerin
tamamı gelir vergisinden müstesnadır.”
“2. Tam mükellef kurumlardan elde edilen, 75. maddenin ikinci
fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarının yarısı
gelir vergisinden müstesnadır. İstisna edilen tutar üzerinden 94. madde
uyarınca tevkifat yapılır ve tevkif edilen verginin tamamı, kâr payının yıllık
beyanname ile beyan edilmesi durumunda yıllık beyanname üzerinden hesaplanan
vergiden mahsup edilir.”
(Değiştikten Sonraki Hali)
“1. Sigorta süresi en az on yıl veya ömür boyu olan tek primli
yıllık gelir sigortalarından yapılan ödemelerin tamamı gelir vergisinden
müstesnadır. Şu kadar ki; bu istisnadan yararlananların (bu maddenin (2)
numaralı fıkrası kapsamında sigorta yaptıranlar dâhil) vefat, maluliyet veya
tasfiye gibi zorunlu nedenler hariç olmak üzere, on yıl tamamlanmadan tek
primli yıllık gelir sigortalarından ayrılmaları hâlinde, ayrılma tarihinde
yapılan ödemelerin içerdiği irat tutarı üzerinden, 94. maddenin birinci
fıkrasının (15) numaralı bendinin (a) alt bendine
göre tevkifat yapılır. İrat tutarlarının tespitinde 75. maddede
yer alan hükümlere uyulur.”
“2. 75. maddenin ikinci
fıkrasının (15) numaralı bendinin (b) alt bendi ile aynı fıkranın (16) numaralı
bendinin (c) alt bendi kapsamında yapılan ödemeleri, sigorta süresi on yıl ve
üzeri veya ömür boyu olan tek primli yıllık gelir sigortalarına yatıranların,
bu sigorta için yatırdıkları kısma tekabül eden ödemelerin içerdiği irat
tutarları (4632 sayılı Kanun kapsamında bireysel emeklilik hesabına yapılan
Devlet katkılarının ödemeye konu olan kısımlarına isabet eden irat tutarı
dâhil) gelir vergisinden müstesnadır. İstisna edilen tutarlar üzerinden
94. maddenin birinci fıkrasının (15) ve (16) numaralı bentlerine göre tevkifat yapılmaz. Şu
kadar ki; bu istisnadan yararlananların vefat, maluliyet veya tasfiye gibi
zorunlu nedenler hariç olmak üzere, ödeme alarak on yıl tamamlanmadan tek
primli yıllık gelir sigortalarından ayrılmaları hâlinde, bu fıkraya göre
istisna edilen tutarlar üzerinden, ödemenin kaynağına göre 94. maddenin birinci
fıkrasının (15) numaralı bendinin (a) alt bendi veya aynı fıkranın (16)
numaralı bendinin (b) alt bendi için belirlenen oranlar dikkate
alınarak tevkifat yapılır. İrat tutarlarının tespitinde 75.
maddede yer alan hükümlere uyulur.”
“3. Tam mükellef kurumlardan elde edilen, 75. maddenin ikinci
fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarının yarısı
gelir vergisinden müstesnadır. İstisna edilen tutar üzerinden 94. madde
uyarınca tevkifat yapılır ve tevkif edilen verginin tamamı, kâr payının yıllık
beyanname ile beyan edilmesi durumunda yıllık beyanname üzerinden hesaplanan
vergiden mahsup edilir.”
Kanun maddesinin
gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer
verilmiştir:
“Madde-11: Gelir Vergisi Kanunu’nun 22. maddesinde yapılan
düzenlemeyle, tek primli yıllık gelir sigortalarında sigorta süresinden
bağımsız olarak tanınmış olan istisna, sigorta süresi en az on yıl veya ömür
boyu olanlar için uygulanacak şekilde değiştirilmekte, sigorta süresi on yıl ve
üzeri olan tek primli yıllık gelir sigortalarından vefat, maluliyet veya
tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılmalar hariç, erken ayrılma durumunda erken
ayrılma tarihinde ödenen iratlar üzerinden tevkifat yapılmasına imkan
sağlanmaktadır.
Ayrıca, birikim priminin alındığı hayat sigortalarından on yıl
süreyle prim ödeyerek ayrılanlar, bireysel emeklilik sisteminden emeklilik
hakkı kazananlar ile vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle
ayrılanlara yapılan ödemelerin, defaten toplu para alınması yerine sigorta
süresi on yıl ve üzeri veya ömür boyu olan tek primli yıllık gelir
sigortalarına yatırılması durumunda, yatırılan kısma tekabül eden ödemelerin
içerdiği irat tutarları gelir vergisinden istisna edilmektedir.
Böylece, hayat sigortaları ve bireysel emeklilik sisteminde
biriken tasarrufların defaten ödeme almak yerine sigorta süresi on yıl ve üzeri
veya ömür boyu olan tek primli yıllık gelir sigortalarına yatırılması
sağlanarak, yurtiçi tasarrufların teşviki kapsamında önemli bir adım atılmış
olmaktadır.”
3- Ücretlerde İstisna
6728 sayılı Kanun’un 12.
maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi
Kanunu’nun 23. maddesinin birinci fıkrasının (11) ve (14) numaralı bentleri
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
(Maddenin Değişmeden Önceki Hali)
…
“11. Kanunla
kurulan emekli sandıkları ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici
20. maddesinde belirtilen sandıklar tarafından ödenen emekli, malûliyet, dul ve
yetim aylıkları (506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici 20. maddesinde
belirtilen sandıklar tarafından ödenen aylıkların toplamı, en yüksek Devlet
memuruna ödenen en yüksek ödeme tutarından fazla ise aradaki fark
ücret olarak vergiye tabi tutulur.) (Genel, katma ve özel bütçelerden ödenen bu
nevi aylıklar dahil);”
….
“14. Kanunî ve iş
merkezi Türkiye’de bulunmayan dar mükellefiyete tâbi işverenlerin yanında
çalışan hizmet erbabına, işverenin Türkiye dışında elde ettiği kazançları
üzerinden döviz olarak ödediği ücretler;”
(Değiştikten Sonraki
Hali)
“11. Kanunla
kurulan emekli sandıkları ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici
20. maddesinde belirtilen sandıklar tarafından ödenen emekli, malûliyet, dul ve
yetim aylıkları (506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici 20. maddesinde
belirtilen sandıklar tarafından ödenen aylıkların toplamı, en yüksek Devlet
memuruna çalışılan süreye bağlı olarak ödenen tutardan fazla ise
aradaki fark ücret olarak vergiye tabi tutulur.) (Genel, katma ve özel
bütçelerden ödenen bu nevi aylıklar dahil)”
“14. a) Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan dar
mükellefiyete tabi işverenlerin yanında çalışan hizmet erbabına, işverenin
Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden döviz olarak ödediği
ücretler;”
“b) Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan dar mükellefiyete
tabi işverenlerin, Ekonomi Bakanlığından alınan izne istinaden kurulan bölgesel
yönetim merkezlerinde münhasıran merkezin faaliyet izni kapsamında istihdam
ettikleri hizmet erbabına Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden
döviz olarak ödediği ücretler;”
b) 25. maddesinin
birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “ödenen en yüksek ödeme tutarından” ibaresi “çalışılan süreye bağlı olarak ödenen
tutardan” şeklinde
değiştirilmiştir.
Kanun maddesinin
gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer
verilmiştir:
“Madde-12: Gelir Vergisi Kanunu’nun 23. maddesinin birinci
fıkrasının (11) numaralı bendinin parantez içi hükmünde yer alan “ödenen en
yüksek ödeme tutarından” ibaresi “çalışılan süreye bağlı olarak ödenen
tutardan” şeklinde değiştirilmektedir. Böylece, fiilen çalışılan süre esas
alınarak en yüksek devlet memuruna yapılabilecek ödeme tutarı kadarlık kısım
için istisna uygulanması öngörülmekte olup aşan tutar vergiye tabi
tutulacaktır.
Gelir Vergisi Kanunu’nun 23. maddesinin birinci fıkrasının (14)
numaralı bendi yeniden düzenlenmektedir.
Buna göre, (a) alt bendinde yapılan düzenlemeyle, mevcut istisna
uygulaması devam ettirilmekte; (b) alt bendinde yapılan düzenlemeyle de Türkiye
dışında elde edilen kazançlar üzerinden döviz olarak ödenmesi kaydıyla kanuni ve
iş merkezi Türkiye’de bulunmayan dar mükellefiyete tabi işverenlerce bölgesel
yönetim merkezlerinde münhasıran merkezin faaliyet izni kapsamında istihdam
edilen hizmet erbabına ödenen ücretler istisna kapsamına alınmaktadır.”
4- Tazminat ve Yardımlarda İstisna
6728 sayılı Kanun’un 12.
maddesi ile ayrıca 193 sayılı Gelir
Vergisi Kanunu’nun 25. maddesinin 1. fıkrasının (3) numaralı bendi aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir:
(Maddenin Değişmeden Önceki Hali)
“3. Kanunla kurulan
emekli sandıkları ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici 20.
maddesinde belirtilen sandıklar tarafından, kendilerine zat aylığı bağlananlara
aylıkları dışında, kanunları veya statüleri gereğince verilen emekli, dul,
yetim ve evlilik ikramiyeleri veya iade olunan mevduatı ve sürelerini
doldurmamış bulunanlarla dul ve yetimlerine toptan ödenen tazminatlar (506
sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici 20. maddesinde belirtilen sandıklar
tarafından ödenen tazminat, yardım ve toptan ödemeler en yüksek Devlet memuruna ödenen en
yüksek ödeme tutarından fazla ise aradaki fark ücret olarak vergiye tâbi
tutulur. Bu mukayesede gerek muhtelif sandıklardan gerek aynı sandıktan
muhtelif zamanlarda yapılan ikramiye, tazminat ve toptan ödemeler topluca
dikkate alınır.).”
(Değiştikten Sonraki
Hali)
“3. Kanunla kurulan
emekli sandıkları ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici 20.
maddesinde belirtilen sandıklar tarafından, kendilerine zat aylığı bağlananlara
aylıkları dışında, kanunları veya statüleri gereğince verilen emekli, dul, yetim
ve evlilik ikramiyeleri veya iade olunan mevduatı ve sürelerini doldurmamış
bulunanlarla dul ve yetimlerine toptan ödenen tazminatlar (506 sayılı Sosyal
Sigortalar Kanunu’nun geçici 20. maddesinde belirtilen sandıklar tarafından
ödenen tazminat, yardım ve toptan ödemeler en yüksek Devlet memuruna çalışılan
süreye bağlı olarak ödenen tutardan fazla ise aradaki fark ücret olarak
vergiye tâbi tutulur. Bu mukayesede gerek muhtelif sandıklardan gerek aynı
sandıktan muhtelif zamanlarda yapılan ikramiye, tazminat ve toptan ödemeler
topluca dikkate alınır.).”
Kanun maddesinin
gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer
verilmiştir:
“Madde-12: Anayasa Mahkemesince verilen
25.12.2014 tarihli ve Esas No: 2013/111, Karar No:2014/195 sayılı karar
uyarınca emeklilik ikramiyesi hesabında 30 yıllık üst sınır kaldırıldığından,
aynı Kanun’un 25. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin parantez
içi hükmünde yer alan “ödenen en yüksek ödeme tutarından” ibaresi “çalışılan
süreye bağlı olarak ödenen tutardan” şeklinde değiştirilmektedir. Böylece,
fiilen çalışılan süre esas alınarak en yüksek devlet memuruna yapılabilecek
ödeme tutarı kadarlık kısım için istisna uygulanması öngörülmekte olup, aşan
tutar vergiye tabi tutulacaktır.”
5- Yurt Dışına Hizmet
Veren İşletmelerde İndirim
6728 sayılı Kanun’un 13.
maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Çocuk Tabiri” başlıklı
33. maddesi 3239 sayılı Kanun’un 138/b maddesiyle kaldırılmış olup, aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir:
“Yurt dışına hizmet
veren işletmelerde indirim:
Madde-33: Bu Kanun’un
89. maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi ile 13.06.2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar
Vergisi Kanunu’nun 10. maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde yer alan
indirim kapsamındaki faaliyet alanlarında hizmet veren işverenlerin, destek
personeli hariç olmak üzere, münhasıran bu faaliyetler için istihdam ettikleri
ve fiilen bu işleri ifa eden hizmet erbabına ödedikleri ücretler üzerinden
asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra hesaplanan vergiden, işverenin bu
faaliyetlerinden sağladığı hasılatın %85’inin yurt dışından elde edilmiş olması
ve fatura veya benzeri belgenin yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi
şartıyla, her bir çalışan için faaliyetin yapıldığı yılın ocak ayına ait asgari
ücretin safi tutarının bu Kanun’un 103. maddesindeki gelir vergisi tarifesinin
birinci gelir diliminde yer alan oranla çarpılmasıyla bulunan indirim tutarı
mahsup edilir.
Bu indirim, yıl içinde
vergilendirme dönemleri itibarıyla tahsil edilen vergilerin, bu maddede yer
alan şartların gerçekleşmesi hâlinde, takvim yılına ilişkin yıllık gelir veya
kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarihten sonraki vergilendirme
dönemlerine ilişkin muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergilerden
mahsup edilmek suretiyle uygulanır.
Bu maddede yer alan % 85
oranını, hizmet alanları itibarıyla veya kazanç tutarına bağlı olarak ayrı ayrı veya birlikte % 50’ye kadar indirmeye veya % 100’e
kadar artırmaya Bakanlar Kurulu, bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve
esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
Kanun maddesinin gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun
tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer verilmiştir:
“Madde-13: Yapılan düzenlemeyle, Gelir Vergisi Kanunu’nun 89.
maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi ile 13.06.2006 tarihli ve
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10. maddesinin birinci fıkrasının (ğ)
bendinde yer alan indirim kapsamındaki faaliyet alanlarında yurtdışı
yerleşiklere yüksek katma değerli hizmet veren işverenlerin istihdam ettiği
hizmet erbabının ücretleri üzerinden hesaplanan vergiden kısmi indirim
uygulaması getirilmektedir.
Böylece, Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, iş yeri, kanuni
ve iş merkezi yurtdışında bulunanlara, Türkiye’de verilen ve münhasıran
yurtdışında yararlanılan bazı hizmetler yoluyla ülke ekonomisinin uluslararası
rekabet gücünün artırılması, yeni ihracat alanlarının oluşturulması, Türkiye’de
nitelikli işgücünün desteklenmesi sağlanmaktadır.
Bu kapsamda, Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişiler ile işyeri,
kanuni ve iş merkezi yurtdışında bulunanlara Türkiye’den verilen ve münhasıran
yurtdışında yararlanılan; mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi
raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri
saklama, veri işleme, veri analizi ve ilgili bakanlıkların görüşü alınmak
suretiyle Maliye Bakanlığınca belirlenen mesleki eğitim alanlarında faaliyette
bulunan hizmet işletmelerinin, münhasıran bu faaliyetleri kapsamında fiilen
istihdam ettikleri destek hizmetlerinde görevli olanlar hariç olmak üzere,
hizmet erbabına ödedikleri ücretler üzerinden asgari geçim indirimi
uygulandıktan sonra hesaplanan vergiden, her bir çalışan için faaliyetin
yapıldığı yılın Ocak ayma ait asgari ücretin safı tutarının, Kanun’un 103.
maddesindeki gelir vergisi tarifesinin birinci gelir diliminde yer alan oranla
çarpılması suretiyle bulunan tutarın, mahsup edilmesi esası getirilmektedir.
Ayrıca, ilgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak eğitim ve
sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilere
hizmet veren işletmelerin, bu faaliyetleri kapsamında istihdam ettikleri hizmet
erbabına ödedikleri ücretleri de indirim kapsamında değerlendirilecektir. Bu
hizmetlerin, fiziki olarak Türkiye’de verilmekle birlikte, yararlanıcısının
yurtdışı yerleşikler olması gerekmektedir. İndirim kapsamında olan faaliyetler
ile indirim kapsamı dışındaki faaliyetlerde istihdam edilen hizmet erbabına ve
ücretlerine ilişkin kayıtların, ayrı ayrı izlenmelerini sağlayacak şekilde
tutulması zorunludur.
İndirimden yararlanabilmek için işverenlerin bu faaliyetlerinden
sağladığı hasılatın %85’inin yurtdışından elde edilmiş olması ve fatura veya
benzeri belgenin yurtdışındaki müşteri adına düzenlenmiş olması gerekmektedir.
Yıl içinde indirim hükümlerinden yararlanılması mümkün
olmadığından, öngörülen düzenlemeyle yılsonunda indirim şartlarını yerine
getiren mükelleflerin, indirim kapsamındaki ücretleri üzerinden hesaplanan
vergilerin, asgari ücret üzerinden hesaplanan kısmı yıl içinde ödenmek
kaydıyla, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinin verilmesini
müteakip muhtasar beyannamede ücretler üzerinden tahakkuk eden vergiden mahsup
edilmesi suretiyle indirim hükümleri uygulanacaktır.
Hasılata ilişkin %85 oranını, hizmet alanları itibarıyla ayrı ayrı
veya birlikte %50’ye kadar indirmeye veya %100’e kadar artırmaya Bakanlar
Kuruluna, usul ve esasları belirlemeye de Maliye Bakanlığına yetki
verilmektedir.”
6- İndirilecek Giderler
6728 sayılı Kanun’un 14.
maddesi ile 193 sayılı Kanun’un 40. maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı
bendine aşağıdaki parantez içi hüküm eklenmiştir.
(Maddenin Değişmeden
Önceki Hali)
“İndirilecek Giderler
Madde 40
…
7. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanlar”
(Değiştikten Sonraki
Hali)
“İndirilecek Giderler
Madde 40
…
“7. Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre ayrılan amortismanlar (İşletmeye dâhil olan gayrimenkulün
iktisadi değerini artırıcı niteliği olan ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu
sağlamaya yönelik harcamalar, yapıldığı yılda doğrudan gider yazılabilir.)”
Kanun maddesinin gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun
tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer verilmiştir:
“Madde-14: Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesinde yapılan
düzenlemeyle, işletmeye dahil olan gayrimenkullerin iktisadi değerini artırıcı
niteliği olan ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu sağlamaya yönelik harcamaların
yapıldığı yılda doğrudan gider yazılmasına imkan sağlanarak, enerji
politikaları ile uyumlu olarak, binalarda enerji verimliliğinin arttırılması
amaçlanmaktadır.”
7- Giderler (Gayrimenkul Sermaye İratlarında)
6745 sayılı Kanun’un 6.
maddesi ile 193 sayılı Kanun’un 74. maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı
bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
“Giderler
Madde 74
…
6. Kiraya verilen mal ve
haklar için ayrılan amortismanlar (Amortismana tabi değer, malum ise maliyet
bedeli, malum değilse, bina ve arazi için vergi değeri, diğer mallar için Vergi
Usul Kanunu’nun 267. maddesinin 3. sırasına göre tespit edilen emsal
değeridir);”
(Değiştikten Sonraki
Hali)
“6. Kiraya verilen mal
ve haklar için ayrılan amortismanlar (Amortismana tabi değer, malum ise maliyet
bedeli, malum değilse, bina ve arazi için vergi değeri, diğer mallar için Vergi
Usul Kanunu’nun 267’nci maddesinin 3’üncü sırasına göre tespit edilen emsal
değeridir) ile kiraya veren tarafından yapılan ve gayrimenkulün iktisadi
değerini artırıcı niteliği olan ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu sağlamaya
yönelik harcamalar (Bu harcamalar bir takvim yılı içinde Vergi Usul Kanunu’nun
313. maddesinde belirlenen tutarı aşıyor ise maliyet olarak dikkate
alınabilir.);”
Kanun maddesinin
gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer
verilmiştir:
“Madde-6: Enerji tüketimimizin yaklaşık 1/3’ü
ısıtma için kullanılmakta ve bu durum dışa bağımlılığımızı artırmaktadır. Isı
yalıtımı, enerji verimliliğinde en hızlı sonuç veren alandır ve binaların
yalıtımı ile % 25 ila % 50
oranında yakıt tasarrufu sağlanabilmesi mümkün bulunmaktadır. Ülkemizdeki
binalarda birim alanı veya hacmi ısıtmak için harcanan enerjinin Avrupa
ülkelerine göre çok fazla olması nedeniyle, yeni yapılan konutlarda ısı yalıtım
kuralları standardı olan TS 825 Standardı kullanılmaktadır. Bu uygulamayla,
yeni inşa edilecek binalarda yıllık ısı kayıplarının yarı yarıya azaltılması
sağlanabilmektedir. Fakat sadece yeni inşa edilecek binalarda bu zorunluluğun
olması yeterli olmayıp, enerji kaybının çok büyük kısmının daha çok sayıda olan
eski binalardan kaynaklanması nedeniyle mevcut binaların da ısı yalıtımı
yapılması için teşvik edilmesi gerekmektedir. İklim Değişikliği Eylem Planında
binalarda enerji verimliliğinin arttırılması için belirlenmiş hedeflerden
birisi 2023 yılında en az bir milyon konut ile toplam kullanım alanı on bin
metrekarenin üzerindeki ticari ve kamu binalarının tamamında belirlenmiş
standartları sağlayan ısı yalıtımı ve enerji verimli sistemlerin
oluşturulmasıdır. Öngörülen düzenleme ile gayrimenkul sahibi tarafından,
taşınmazın iktisadi değerini artıracak nitelikte yapılan ısı yalıtımı ve enerji
tasarrufu sağlamaya yönelik harcamaların Vergi Usul Kanunu’nun 313. maddesine
göre belirlenen tutarı aşması halinde de gider olarak indirilebileceği hükme
bağlanmaktadır.”
8- Diğer İndirimler
6728 sayılı Kanun’un 15.
maddesi ile 193 sayılı Kanun’un 89. maddesinin birinci fıkrasının (9) numaralı
bendi kaldırılmış ve (13) numaralı bendinde aşağıdaki şekilde değişikliğe
gidilmiştir:
(Maddenin Değişmeden
Önceki Hali)
“Diğer İndirimler
Madde 89
…
9. Mükelleflerin, işletmeleri bünyesinde gerçekleştirdikleri
münhasıran yeni teknoloji ve bilgi arayışına yönelik araştırma ve geliştirme
harcamaları tutarının % 100’ü oranında hesaplanacak “Ar-Ge indirimi”
…
13. Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş
merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye’de verilen ve münhasıran yurt dışında
yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe
kaydı tutma, çağrı merkezi ve veri saklama hizmeti alanlarında
faaliyette bulunan hizmet işletmeleri ile ilgili bakanlığın izni ve denetimine
tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye’de yerleşmiş
olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin münhasıran bu faaliyetlerinden elde
ettikleri kazancın %50’si. Bu indirimden yararlanılabilmesi için fatura veya
benzeri belgenin yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi şarttır. Bu bentte
yer alan oranı, hizmet alanları itibarıyla sıfıra kadar indirmeye veya %100’e
kadar artırmaya Bakanlar Kurulu, bu bendin uygulamasına ve denetime ilişkin
usul ve esasları belirlemeye ilgili bakanlıkların görüşünü almak suretiyle
Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
(Değiştikten Sonraki
Hali)
“13. Türkiye’de
yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında
bulunanlara Türkiye’de verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan
mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama,
veri işleme, veri analizi ve ilgili bakanlıkların görüşü alınmak suretiyle
Maliye Bakanlığınca belirlenen mesleki eğitim alanlarında
faaliyette bulunan hizmet işletmeleri ile ilgili bakanlığın izni ve denetimine
tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye’de yerleşmiş
olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin münhasıran bu faaliyetlerinden elde
ettikleri kazancın %50’si. Bu indirimden yararlanılabilmesi için fatura veya
benzeri belgenin yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi şarttır. Bu bentte
yer alan oranı, hizmet alanları kazanç tutarları itibarıyla
sıfıra kadar indirmeye veya %100’e kadar artırmaya Bakanlar Kurulu, bu bendin
uygulamasına ve denetime ilişkin usul ve esasları belirlemeye ilgili
bakanlıkların görüşünü almak suretiyle Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
…
Kanun maddesinin gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun
tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer verilmiştir:
“Madde-15: Ar-Ge
indirimi müessesesi, Ar-Ge ile ilgili teşvik ve diğer düzenlemelerin yer aldığı
5746 sayılı Kanunda düzenlenmek üzere, 193 sayılı Kanun’dan çıkarılmaktadır.
Ayrıca, bulunduğu coğrafi konumu itibarıyla ülkemizin, bölgesel
hizmetlerin merkezi olmasına yönelik hedefi çerçevesinde, ürün testi,
sertifikasyon, veri işleme, veri analizi ve mesleki eğitim hizmeti verenler
tarafından, Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş
merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye’de verilen ve münhasıran yurt dışında
yararlanılan bu hizmetler dolayısıyla oluşan kazançların yarısının, gelir
vergisi beyannamesi üzerinde indirim konusu yapılması öngörülmektedir.
Öte yandan, maddede yer alan indirim oranını,
kazanç tutarları itibarıyla da farklılaştırma konusunda Bakanlar Kuruluna yetki
verilmektedir.” şeklinde açıklama
yapılmıştır.
9-
Vergi Tevkifatı
6745 sayılı Kanun’un 7.
maddesi ile 193 sayılı Kanun’un 94. maddesinin birinci fıkrasına (18) numaralı
bent eklenmiştir:
“Vergi Tevkifatı
Madde 94
…
18. Vergi Usul Kanunu’nun 11. maddesinin yedinci fıkrası kapsamına
giren ödemelerden,”
Kanun maddesinin
gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer
verilmiştir:
“Madde-7: Yapılan düzenlemeyle, Kanunla Vergi
Usul Kanunu’nun 11. maddesine
eklenen yedinci fıkradaki yetkinin kullanılması durumunda, bu kapsamda tevkifat
yapmakla sorumlu tutulanlar tarafından yapılan her türlü ödemeler üzerinden,
tevkifat yapılmasına imkan sağlanmaktadır.”
10-
Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi
6728 sayılı Kanun’un 16.
maddesi ile 193
sayılı Kanun’un 98. maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.
“Muhtasar ve prim hizmet beyannamesi:
Madde-98/A: Muhtasar ve
prim hizmet beyannamesi, vergi kanunlarına göre verilmesi gereken muhtasar
beyanname ile 31.05.2006 tarihli
ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca
verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgesinin birleştirilerek, kesilen
vergilerin matrahlarıyla birlikte sigortalının sigorta primleri ve kazançları
toplamı ile prim ödeme gün sayılarının bildirilmesine mahsustur.
Muhtasar beyanname ile
aylık prim ve hizmet belgesinin birleştirilerek verilmesi hususunda zorunluluk
getirmeye veya kaldırmaya, kapsama girecekleri gruplar, sektörler, gayrisafi iş hasılatları, istihdam edilen işçi sayıları, gelir
unsurları, il ve ilçe sınırları itibarıyla ayrı ayrı veya
birlikte tespit etmeye, muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin şekil, içerik ve
ekleri ile ilgili olduğu dönemi ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları
belirlemeye Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
müştereken yetkilidir.
Muhtasar ve prim hizmet
beyannamesinin verilmesinde bu Kanun’un 98. maddesinde belirtilen yer ve
süreler dikkate alınır. Maliye Bakanlığı; bölge, il, ilçe, mahal ve sektörlere
göre yetkili vergi dairesini ve beyannamenin verilme zamanını belirlemeye
yetkilidir.
Bu Kanunda ve diğer kanunlarda, muhtasar beyanname ile aylık prim
ve hizmet belgesine yapılmış olan atıflar, bu iki belgenin tek bir beyanname
olarak birleştirildiği durumlarda, muhtasar ve prim hizmet beyannamesine
yapılmış sayılır.”
Kanun maddesinin gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun
tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer verilmiştir:
“Madde-16: 193
sayılı Kanun’a eklenen 98/A maddesiyle “Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi”
tanımlanmaktadır.
Muhtasar beyanname ile 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca verilmesi gereken aylık
prim ve hizmet belgesinin birleştirilerek verilmesi durumunda; kapsama alınacak
veya kapsam dışında bırakılacak mükelleflerin tespiti ve buna ilişkin usul ve
esasların belirlenmesi, beyannamenin şekil, içerik ve ekleri ile verilen beyannamenin
dönemini aylık olarak belirleme hususunda Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığına yetki verilmektedir.
Maddede, söz konusu birleşik beyannamenin, muhtasar beyanname ile
aynı sürede verileceği düzenlenmekte ve Maliye Bakanlığına, bölge, il, ilçe,
mahal ve sektörlere göre yetkili vergi dairesini ve beyannamenin verilme
zamanını belirleme konusunda yetki verilmektedir.
Ayrıca, Gelir Vergisi Kanunu’nda ve diğer kanunlarda, muhtasar
beyanname ile aylık prim ve hizmet belgesine yapılmış olan atıfların, bu iki
belgenin tek bir beyanname olarak birleştirildiği durumlarda, muhtasar ve prim
hizmet beyannamesine yapılmış sayılacağı belirtilmektedir.”
11-
Geçici 67. Madde (Beşinci Fıkra)
6745 sayılı Kanun’un 8.
maddesi ile 193 sayılı Kanun’un geçici 67. maddesinin beşinci fıkrasına aşağıda
yazılı ibare eklenmiştir:
(Maddenin Değişmeden Önceki Hali)
“5) Gelir sahibinin gerçek veya tüzel kişi ya da
dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden
muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmaması (1),
(2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca yapılacak tevkifatı
etkilemez. Şu kadar ki, Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan borsa yatırım
fonları ve emeklilik yatırım fonlarının elde ettikleri kazançlar üzerinden (1)
ve (4) numaralı fıkralar uyarınca tevkifat yapılmaz. (2006/10731 sayılı B.K.K. ile borsa yatırım fonları ile
konut finansman fonları ve varlık finansman fonlarının (1), (2), (3) ve (4)
numaralı fıkralarda belirtilen gelirleri için %0 oranında tevkifat yapılır.
Yürürlük; 01.10.2006) (2006/10731 sayılı B.K.K. ile Sermaye Piyasası Kanunu’na
göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım
ortaklıklarının (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkralarda belirtilen gelirleri
için 01.10.2006 tarihine kadar %10, 01.10.2006 tarihinden itibaren %0 oranında
tevkifat yapılır.)”
(Değiştikten Sonraki
Hali)
“5) Gelir sahibinin gerçek veya tüzel kişi ya da
dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden
muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmaması (1),
(2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca yapılacak tevkifatı
etkilemez. Şu kadar ki, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 4. maddesinin
birinci fıkrasının (l) bendi kapsamına giren kurumlar ile Sermaye Piyasası
Kanunu’na göre kurulan borsa yatırım fonları ve emeklilik yatırım fonlarının
elde ettikleri kazançlar üzerinden (1) ve (4) numaralı fıkralar uyarınca
tevkifat yapılmaz (2006/10731 sayılı BKK ile borsa yatırım fonları ile
konut finansman fonları ve varlık finansman fonlarının (1), (2), (3) ve (4)
numaralı fıkralarda belirtilen gelirleri için %0 oranında tevkifat yapılır.
Yürürlük; 01.10.2006). (2006/10731 sayılı BKK ile Sermaye Piyasası Kanunu’na
göre kurulan menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım
ortaklıklarının (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkralarda belirtilen gelirleri
için 01.10.2006 tarihine kadar % 10, 01.10.2006 tarihinden itibaren % 0
oranında tevkifat yapılır.)”
12- Geçici 67. Madde (17. Fıkra)
6728 sayılı Kanun’un 17.
maddesi ile 193
sayılı Kanun’un geçici 67. maddesinin 17. fıkrasına “bunların
vadesi” ibaresinden
sonra gelmek üzere, “elde tutulma süresi” ibaresi eklenmiştir.
(Maddenin Değişmeden
Önceki Hali)
“Geçici Madde 67
…
17) Bakanlar Kurulu bu maddede yer alan oranları her bir
sermaye piyasası aracı, kazanç ve irat türü ile bunların vadesi ve
bunları elde edenler itibarıyla, yatırım fonlarının katılma belgelerinin fona
iade edilmesinden veya diğer şekillerde elden çıkarılmasından elde edilen
kazançlar için fonun portföy yapısına göre, ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye
veya %15’e kadar artırmaya yetkilidir.”
…
(Değiştikten Sonraki
Hali)
“Geçici Madde 67
…
17) Bakanlar Kurulu bu maddede yer alan oranları her bir
sermaye piyasası aracı, kazanç ve irat türü ile bunların vadesi, elde
tutulma süresi ve bunları elde edenler itibarıyla, yatırım fonlarının
katılma belgelerinin fona iade edilmesinden veya diğer şekillerde elden
çıkarılmasından elde edilen kazançlar için fonun portföy yapısına göre, ayrı
ayrı sıfıra kadar indirmeye veya %15’e kadar artırmaya yetkilidir.”
…
Kanun maddesinin gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun
tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer verilmiştir:
“Yapılan düzenlemeyle, yurt içi tasarrufların artırılması
kapsamında sermaye piyasası araçlarının vergilendirilmesinde stopaj oranının
elde tutma süresine göre farklılaştırılabilmesine yönelik olarak Bakanlar
Kuruluna yetki verilmektedir.”
B- KURUMLAR VERGİSİ
KANUNU
1- Muafiyetler
6728 sayılı Kanun’un 55. maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 4. maddesinin
birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir:
“Madde
4
Muafiyetler
…
ö) Tüm giderlerinin kanuni ve iş merkezi
Türkiye’de bulunmayan kurumlar tarafından karşılanması ve söz konusu giderlerin
Türkiye’de tam veya dar mükellefiyete tabi herhangi bir kurumun hesaplarına
intikal ettirilmemesi veya kârından ayrılmaması kaydıyla, Ekonomi Bakanlığından
alınan izne istinaden kurulan bölgesel yönetim merkezleri (Türkiye’de tam veya
dar mükellefiyete tabi herhangi bir kurumun, bölgesel yönetim merkezinin
yönetimi altında bulunması muafiyet hükmünün uygulamasına engel teşkil etmez.)”
Kanun maddesinin gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun
tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer verilmiştir:
“Madde-55: Ülkemizin, bulunduğu coğrafi konumu
itibarıyla bölgesel yönetim merkezlerinin yer aldığı bir ülke olmasına yönelik
hedefi çerçevesinde, bölgesel yönetim merkezlerinin; tüm giderlerinin
Türkiye’de bulunmayan kurumlar tarafından karşılanması ve söz konusu giderlerin
Türkiye’de tam veya dar mükellefiyete tabi herhangi bir kurumun hesaplarına
intikal ettirilmemesi veya karından ayrılmaması kaydıyla, kurumlar vergisinden
muaf tutulması öngörülmektedir.”
2- İstisnalar (5/1/e)
6728 sayılı Kanun’un 56.
maddesi ile 5520
sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş olup, aynı fıkraya (j) ve (k) bentleri eklenmiştir:
(Maddenin Değişmeden
Önceki Hali)
“e) Kurumların, en az iki tam yıl süreyle
aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip
oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından
doğan kazançların % 75’lik kısmı. (Taşınmazların;
kaynak kuruluşlarca, kira sertifikası ihracı amacıyla varlık kiralama
şirketlerine satışı ile 21.11.2012tarihli ve 6361 sayılı Finansal
Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında geri
kiralama amacıyla ve sözleşme sonunda geri alınması şartıyla, finansal kiralama
şirketlerine satışı ve varlık kiralama ile finansal kiralama şirketlerince
taşınmazın devralındığı kuruma satışından doğan kazançlar için bu oran %100
olarak uygulanır ve bu taşınmazlar için en az iki tam yıl süreyle aktifte
bulunma şartı aranmaz. Ancak söz konusu taşınmazların; kaynak kuruluş, kiracı
veya sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilememesi hâli hariç
olmak üzere, varlık kiralama veya finansal kiralama şirketi tarafından üçüncü
kişi ve kurumlara satılması durumunda, bu taşınmazların kaynak kuruluşta veya
kiracıdaki varlık kiralama veya finansal kiralama şirketine devirden önceki
kayıtlı değeri ile anılan kurumlarda ayrılan toplam amortisman tutarı
dikkate alınarak satışı gerçekleştiren kurum nezdinde vergilendirme yapılır.).”
(Değiştikten Sonraki
Hali)
“e) Kurumların, en az
iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile
aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan
haklarının satışından doğan kazançların % 75’lik kısmı.
Bu istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanır ve satış
kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci
yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulur. Ancak satış
bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar
tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet
eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış
sayılır.
İstisna edilen kazançtan beş yıl içinde sermayeye ilave dışında
herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da
dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna
dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır.
Aynı süre içinde işletmenin tasfiyesi (bu Kanun’a göre yapılan devir ve
bölünmeler hariç) halinde de bu hüküm uygulanır.
Bedelsiz olarak veya rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle itibarî
değeriyle elde edilen hisse senetlerinin elde edilme tarihi olarak, sahip
olunan eski hisse senetlerinin elde edilme tarihi esas alınır.
Devir veya bölünme
suretiyle devralınan taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa
senetleri ile rüçhan haklarının satışında aktifte bulundurma sürelerinin
hesabında, devir olunan veya bölünen kurumda geçen süreler de dikkate
alınır. 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal
Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında geri
kiralama amacıyla ve sözleşme sonunda geri alınması şartıyla, kurumlar
tarafından finansal kiralama şirketleri, katılım bankaları ile kalkınma ve
yatırım bankalarına veya 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası
Kanunu kapsamında kira sertifikası ihracı amacıyla varlık kiralama şirketlerine
devredilen taşınmazların kiracı ya da kaynak kuruluş tarafından üçüncü kişilere
satışında, aktifte bulundurma sürelerinin hesabında, bu taşınmazların finansal
kiralama şirketi, katılım bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları ile varlık
kiralama şirketinin aktifinde bulunduğu süreler de dikkate alınır.
Menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan
kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından elde
ettikleri kazançlar istisna kapsamı dışındadır.
j) Her türlü taşınır ve
taşınmaz malların 6361 sayılı Kanun kapsamında geri kiralama amacıyla ve
sözleşme sonunda geri alınması şartıyla, kurumlar tarafından finansal kiralama
şirketleri, katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarına satışından
doğan kazançlar ve bu kurumlarca söz konusu varlıkların devralındığı kuruma
kira süresi sonunda devrinden doğan kazançlar.
İstisnadan yararlanan
satış kazancı, kiracı tarafından pasifte özel bir fon hesabında tutulur ve özel
fon hesabında tutulan bu tutar sadece kiracı tarafından bu varlıklar için
ayrılacak amortismanların (bu varlıkların kiralayan kurumlara
devrinden önce kiracıdaki net bilanço aktif değerine isabet eden amortismanlar
hariç) itfasında kullanılır. İstisna edilen kazançtan herhangi bir şekilde
başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef
kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla
zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır.
Kurumların tasfiyesi (bu Kanun’a göre yapılan devir ve bölünmeler hariç)
hâlinde de bu hüküm uygulanır.
Söz konusu varlıkların,
i) Kiracı tarafından
veya
ii) Kiralayan kurumlar
tarafından finansal kiralama yöntemi dâhil olmak üzere (6361 sayılı Kanunda yer
alan sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilememesi hâlleri
hariç),
üçüncü kişi ve kurumlara
satılması durumunda, kiralayan kurumlara devrinden önce bu varlıkların
kiracıdaki net bilanço aktif değeri ile bu varlıklar için anılan kurumların
kazancının tespitinde dikkate alınan toplam amortisman tutarı dikkate
alınarak, satışı gerçekleştiren kurum nezdinde vergilendirme yapılır.
Sözleşmeden kaynaklanan
yükümlülüklerin yerine getirilememesi nedeniyle sat-kirala-geri al işleminin
tekemmül etmemesi hâlinde, istisna nedeniyle kiracı adına zamanında tahakkuk
ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme
faiziyle birlikte tahsil olunur.
k) Her türlü varlık ve
hakların, kaynak kuruluşlarca, kira sertifikası ihracı amacıyla ve sözleşme
sonunda geri alınması şartıyla varlık kiralama şirketlerine satışı ile varlık
kiralama şirketlerince bu varlıkların devralındığı kuruma satışından doğan
kazançlar.
İstisnadan yararlanan
satış kazancı, kaynak kuruluş tarafından pasifte özel bir fon hesabında tutulur
ve özel fon hesabında tutulan bu tutar sadece kaynak kuruluş tarafından varlık
kiralama şirketinden devralındığı tarihten itibaren bu varlıklar için
ayrılacak amortismanların (bu varlıkların varlık kiralama şirketine
devrinden önce kaynak kuruluştaki net bilanço aktif değerine isabet eden
amortismanlar hariç) itfasında kullanılır. İstisna edilen kazançtan herhangi
bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar
mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen
vergiler ziyaa uğramış sayılır. Kurumların tasfiyesi (bu Kanun’a göre
yapılan devir ve bölünmeler hariç) hâlinde de bu hüküm uygulanır.
Söz konusu varlıkların,
kaynak kuruluş tarafından üçüncü kişi ve kurumlara satılması durumunda, varlık
kiralama şirketine devrinden önce bu varlıkların kaynak kuruluştaki net bilanço
aktif değeri ile bu varlıklar için anılan kurumların kazancının tespitinde
dikkate alınan toplam amortisman tutarı dikkate alınarak kaynak kuruluş
nezdinde vergilendirme yapılır.
Söz konusu varlıkların varlık kiralama şirketleri tarafından üçüncü
kişi ve kurumlara satılması durumunda ise varlık kiralama şirketlerinin bu
satış işleminden doğan kazançları varlık kiralama şirketleri nezdinde kurumlar
vergisine tabi tutulur ve istisna uygulaması dolayısıyla kaynak kuruluş adına
zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası
uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.”
Kanun maddesinin gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun
tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer verilmiştir:
“Madde-56: 5520
sayılı Kurumlar Yergisi Kanunu’nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (e)
bendinde yapılan düzenleme ile anılan bendin parantez içi hükmü yürürlükten
kaldırılmakta ve kurumların kira sertifikası ihracına veya sat-kirala-geri al
işlemlerine konu edilen taşınmazlarının satışından doğan kazançlarına ilişkin
istisna hükmü, uygulamada karşılaşılan sorunlar da dikkate alınarak, yeniden
düzenlenmekte ve düzenleme aynı maddenin birinci fıkrasına (j) ve (k) bentleri
olarak eklenmektedir.”
3-
İstisnalar(5/1/ı)
6745 sayılı Kanun’un 64.
maddesi ile 5520 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendine “özel okulları” ibaresinden sonra gelmek üzere “, özel kreş ve
gündüz bakımevleri” ibaresi
ve aynı bendin parantez içi hükmüne “okulların” ibaresinden sonra gelmek üzere “, kreş ve
gündüz bakımevlerinin” ibaresi eklenmiş ve aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir:
(Maddenin Değişmeden
Önceki Hali)
“ı)
Okul öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve orta öğretim özel okulları ile
Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara veya kamu yararına çalışan
derneklere bağlı rehabilitasyon merkezlerinin işletilmesinden, ilgili
Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığının belirleyeceği usûller
çerçevesinde beş hesap dönemi itibarıyla elde edilen kazançlar (İstisna,
belirtilen okulların ve rehabilitasyon merkezlerinin faaliyete geçtiği hesap
döneminden itibaren başlar.).”
(Değiştikten Sonraki Hali)
“ı)
Okul öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve orta öğretim özel okulları özel
kreş ve gündüz bakımevleri ile Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan
vakıflara veya kamu yararına çalışan derneklere bağlı rehabilitasyon
merkezlerinin işletilmesinden, ilgili Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle
Maliye Bakanlığının belirleyeceği usûller çerçevesinde beş hesap dönemi itibarıyla
elde edilen kazançlar (İstisna, belirtilen okulların, kreş ve gündüz
bakımevlerinin ve rehabilitasyon merkezlerinin faaliyete geçtiği hesap
döneminden itibaren başlar.).”
4-
Sınai Mülkiyetlerinde Haklarında İstisna
6728 sayılı Kanun’un 57. maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/B maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi
çıkarılmış olup, üçüncü ve yedinci fıkralar aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
(Maddenin
Değişmeden Önceki Hali)
“(2) İstisnanın
uygulanabilmesi için;
a) İstisna uygulamasına konu buluşun, 24.06.1995 tarihli ve 551
sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında
patent veya faydalı model belgesi verilerek koruma altına alınan buluşlar arasında
yer alması ve buluşa ilişkin incelemeli sistem ile patent veya araştırma raporu
sonucunda faydalı model belgesi alınması,
b) İstisna uygulamasından yararlanabilecek kişilerin, 551 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinde belirtilen nitelikleri taşıması ve bu
kişilerin patentli veya faydalı model belgeli buluşu geliştirme yetkisini haiz
bulunması şartıyla, patent veya faydalı model belgesinin sahibi ya da patent
veya faydalı model belgesi üzerinde tekel niteliğinde özel bir ruhsata sahip olması,
c) İstisnadan
yararlanılacak ilk yıl, buluşun oluşturacağı katma değer dikkate alınarak devir
veya satış hâlindeki değerinin tespitine yönelik Maliye Bakanlığı tarafından
değerleme raporu düzenlenmesi,
gerekmektedir.
(3) İstisna uygulamasına patent veya faydalı model belgesinin
verildiği tarihten itibaren başlanır ve ilgili patent veya faydalı model
belgesi için sağlanan koruma süresi aşılmamak kaydıyla bu istisnadan
yararlanılabilir. Her bir mükellef tarafından yararlanılabilecek istisna
tutarı; değerleme raporunda belirtilen bedelin % 50’sini, bu madde kapsamında
yararlanılabilecek toplam istisna tutarı ise değerleme raporunda belirtilen
bedelin % 100’ünü aşamaz. Buluşun üretim sürecinde kullanılması sonucu üretilen
ürünlerin satışından elde edilen kazançların, patentli veya faydalı model
belgeli buluşa atfedilen kısmı, ayrıştırılmak suretiyle transfer
fiyatlandırması esaslarına göre tespit edilir.
(7) Birinci, üçüncü ve beşinci fıkralarda yer
alan % 50 oranını ayrı ayrı ya da birlikte sıfıra kadar indirmeye, % 100’e
kadar artırmaya, bu oranları sektörler ile birinci fıkrada yer alan gelir,
kazanç ve iratlar itibarıyla ya da patent veya faydalı model belgesine göre
farklılaştırmaya, üçüncü fıkrada yer alan % 100 oranını % 200’e kadar
artırmaya, tekrar kanuni seviyesine indirmeye, beşinci fıkrada yer alan süreyi
1 yıla kadar indirmeye, tekrar kanuni seviyesine kadar çıkarmaya Bakanlar
Kurulu; ikinci fıkranın (c) bendinde yer alan değerleme raporunun şekil,
içerik, hazırlanması ile üçüncü fıkrada yer alan transfer fiyatlandırması
suretiyle ayrıştırma yöntemi yerine satış, hasılat, gider, harcama veya benzeri
unsurları dikkate alarak kazancın ayrıştırılmasında basitleştirilmiş yöntemler
tespit etmeye ve bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye
Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
(Değiştikten Sonraki
Hali)
“(2) İstisnanın
uygulanabilmesi için;
a) İstisna uygulamasına konu buluşun, 24.06.1995 tarihli ve 551
sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında
patent veya faydalı model belgesi verilerek koruma altına alınan buluşlar
arasında yer alması ve buluşa ilişkin incelemeli sistem ile patent veya
araştırma raporu sonucunda faydalı model belgesi alınması,
b) İstisna uygulamasından yararlanabilecek kişilerin, 551 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinde belirtilen nitelikleri taşıması ve bu
kişilerin patentli veya faydalı model belgeli buluşu geliştirme yetkisini haiz
bulunması şartıyla, patent veya faydalı model belgesinin sahibi ya da patent
veya faydalı model belgesi üzerinde tekel niteliğinde özel bir ruhsata sahip
olması,
gerekmektedir.
(3) İstisna uygulamasına patent veya faydalı model belgesinin
verildiği tarihten itibaren başlanır ve ilgili patent veya faydalı model
belgesi için sağlanan koruma süresi aşılmamak kaydıyla bu istisnadan
yararlanılabilir. Buluşun üretim sürecinde kullanılması sonucu üretilen
ürünlerin satışından elde edilen kazançların, patentli veya faydalı model
belgeli buluşa atfedilen kısmı, ayrıştırılmak suretiyle transfer
fiyatlandırması esaslarına göre tespit edilir.
(7) Birinci ve beşinci
fıkralarda yer alan %50 oranını ayrı ayrı ya da birlikte sıfıra kadar
indirmeye, %100’e kadar artırmaya, bu oranları sektörler ile birinci fıkrada
yer alan gelir, kazanç ve iratlar itibarıyla ya da patent veya faydalı model
belgesine göre farklılaştırmaya, tekrar kanuni seviyesine indirmeye, beşinci fıkrada
yer alan süreyi bir yıla kadar indirmeye, tekrar kanuni seviyesine kadar
çıkarmaya Bakanlar Kurulu; üçüncü fıkrada yer alan transfer fiyatlandırması
suretiyle ayrıştırma yöntemi yerine satış, hasılat, gider, harcama,
maliyet veya benzeri unsurları dikkate alarak kazancın ayrıştırılmasında
basitleştirilmiş yöntemler tespit etmeye ve bu maddenin uygulamasına ilişkin
usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
Kanun maddesinin gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun
tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer verilmiştir:
“Madde 57-Yapılan düzenlemeyle, 5520 sayılı kanunda düzenlenmiş
olan sınai mülkiyet haklarında kazanç istisnası uygulamasında yaşanılan
sorunları gidermek, gerek mükellefler gerekse vergi idaresi açısından kolay ve
uygulanabilir bir sistem oluşturmak ve böylece istisna uygulamasından
beklenilen hedeflere ulaşılmasını sağlamak amaçlanmaktadır.”
5- Diğer İndirimler
6728 sayılı Kanun’un 58. maddesi ile 5520 sayılı Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yürürlükten
kaldırılmış olup (ğ) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
(Maddenin Değişmeden Önceki Hali)
“(1) Kurumlar vergisi
matrahının tespitinde; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek
şartıyla, kurum kazancından sırasıyla aşağıdaki indirimler yapılır:
a) Mükelleflerin,
işletmeleri bünyesinde gerçekleştirdikleri münhasıran yeni teknoloji ve bilgi
arayışına yönelik araştırma ve geliştirme harcamaları tutarının % 100’ü
oranında hesaplanacak ”Ar-Ge indirimi”.
Araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile doğrudan ilişkili olmayan
giderlerden ve tamamen araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde kullanılmayan
amortismana tâbi iktisadî kıymetler için hesaplanan amortisman tutarlarından
verilen paylar üzerinden Ar-Ge indirimi hesaplanmaz. Matrahın yetersiz olması
nedeniyle ilgili dönemde indirim konusu yapılamayan tutar, sonraki hesap
dönemlerine devreder. Ar-Ge indiriminden yararlanılacak harcamaların kapsamını
ve uygulamadan yararlanılabilmesi için gerekli belgeler ile usûlleri
belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
…
ğ) Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş
merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye’de verilen ve münhasıran yurt dışında
yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe
kaydı tutma, çağrı merkezi ve veri saklama hizmeti alanlarında
faaliyette bulunan hizmet işletmeleri ile ilgili bakanlığın izni ve denetimine
tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye’de yerleşmiş
olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin münhasıran bu faaliyetlerinden elde
ettikleri kazancın %50’si.
Bu indirimden yararlanılabilmesi için fatura veya benzeri belgenin
yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi şarttır.
Bu bentte yer alan oranı, hizmet alanları itibarıyla
sıfıra kadar indirmeye veya %100’e kadar artırmaya Bakanlar Kurulu, bu bendin
uygulanmasına ve denetime ilişkin usul ve esasları belirlemeye ilgili
bakanlıkların görüşünü almak suretiyle Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
(Değiştikten Sonraki
Hali)
“(1) Kurumlar vergisi
matrahının tespitinde; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek
şartıyla, kurum kazancından sırasıyla aşağıdaki indirimler yapılır:
b) 21.05.1986 tarihli ve 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel
Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 17.06.1992 tarihli ve
3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun
kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının sözü edilen kanunlar uyarınca
tespit edilen amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için %
50’si.
…
ğ) Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş
merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye’de verilen ve münhasıran yurt dışında
yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe
kaydı tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama, veri
işleme, veri analizi ve ilgili bakanlıkların görüşü alınmak suretiyle Maliye
Bakanlığınca belirlenen mesleki eğitim alanlarında faaliyette bulunan
hizmet işletmeleri ile ilgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak eğitim
ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilere
hizmet veren işletmelerin münhasıran bu faaliyetlerinden elde ettikleri
kazancın %50’si.
Bu indirimden yararlanılabilmesi için fatura veya benzeri belgenin
yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi şarttır.
Bu bentte yer alan oranı, hizmet alanları ve kazanç tutarları itibarıyla
sıfıra kadar indirmeye veya %100’e kadar artırmaya Bakanlar Kurulu, bu bendin
uygulanmasına ve denetime ilişkin usul ve esasları belirlemeye ilgili
bakanlıkların görüşünü almak suretiyle Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
Kanun maddesinin gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun
tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer verilmiştir:
“Madde-58: Ar-Ge indirimi müessesesi, Ar-Ge ile
ilgili teşvik ve diğer düzenlemelerin yer aldığı 5746 sayılı Kanun’da
düzenlenmek üzere, 5520 sayılı Kanun’dan çıkarılmaktadır.
Ayrıca, bulunduğu coğrafi konumu itibarıyla ülkemizin, bölgesel
hizmetlerin merkezi olmasına yönelik hedefi çerçevesinde, ürün testi,
sertifikasyon, veri işleme, veri analizi ve mesleki eğitim hizmeti verenler
tarafından, Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş
merkezi yurtdışında bulunanlara Türkiye’de verilen ve münhasıran yurtdışında
yararlanılan bu hizmetler dolayısıyla oluşan kazançların yarısının, kurumlar
vergisi beyannamesi üzerinde indirim konusu yapılması öngörülmektedir.
Öte yandan, maddede yer alan indirim oranını, kazanç tutarları
itibarıyla da farklılaştırma konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmektedir.”
6-
Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı
6728 sayılı Kanun’un 59. maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13. maddesinin ikinci fıkrası değiştirilmiş ve dördüncü
fıkrasının (ç) bendi değiştirilmiş ve aynı fıkraya (d) bendi eklenmiş, beş ve
sekizinci fıkra değiştirilmiş ve dokuzuncu fıkra eklenmiştir:
(Maddenin
Değişmeden Önceki Hali)
“…
(2)
İlişkili kişi; kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili
bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi
bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında
bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade eder. Ortakların eşleri,
ortakların veya eşlerinin üstsoy ve altsoyu ile üçüncü derece dahil yansoy
hısımları ve kayın hısımları da ilişkili kişi sayılır. Kazancın elde edildiği
ülke vergi sisteminin, Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi
ile aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi
değişimi hususunun göz önünde bulundurulması suretiyle Bakanlar Kurulunca ilan
edilen ülkelerde veya bölgelerde bulunan kişilerle yapılmış tüm işlemler,
ilişkili kişilerle yapılmış sayılır.
…
(4)
Kurumlar, ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı fiyat veya
bedelleri, aşağıdaki yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanını
kullanarak tespit eder:
…
ç) Emsallere uygun fiyata yukarıdaki yöntemlerden herhangi birisi
ile ulaşma olanağı yoksa mükellef, işlemlerin mahiyetine uygun olarak kendi
belirleyeceği diğer yöntemleri kullanabilir.
(5) İlişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet
alım ya da satımında uygulanacak fiyat veya bedelin tespitine ilişkin
yöntemler, mükellefin talebi üzerine Maliye Bakanlığı ile anlaşılarak
belirlenebilir. Bu şekilde belirlenen yöntem, üç yılı aşmamak üzere anlaşmada
tespit edilen süre ve şartlar dahilinde kesinlik taşır.
…
(8) Transfer fiyatlandırması ile ilgili usûller
Bakanlar Kurulunca belirlenir.”
(Değiştikten Sonraki
Hali)
“(2) İlişkili kişi;
kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu
gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan
veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek
kişi veya kurumları ifade eder. Ortakların eşleri, ortakların veya eşlerinin
üstsoy ve altsoyu ile üçüncü derece dahil yansoy hısımları ve kayın hısımları
da ilişkili kişi sayılır. Kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin, Türk vergi
sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı düzeyde bir
vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişimi hususunun göz
önünde bulundurulması suretiyle Bakanlar Kurulunca ilan edilen ülkelerde veya
bölgelerde bulunan kişilerle yapılmış tüm işlemler, ilişkili kişilerle yapılmış
sayılır.
İlişkinin doğrudan veya
dolaylı olarak ortaklık kanalıyla oluştuğu durumların örtülü kazanç dağıtımı
kapsamında sayılması için en az %10 oranında ortaklık, oy veya kâr payı
hakkının olması şartı aranır. Ortaklık ilişkisi olmadan doğrudan veya dolaylı
olarak en az %10 oranında oy veya kâr payı hakkının olduğu durumlarda da
taraflar ilişkili kişi sayılır. İlişkili kişiler açısından bu oranlar topluca
dikkate alınır.
…
(4) Kurumlar, ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı
fiyat veya bedelleri, aşağıdaki yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun
olanını kullanarak tespit eder:
…
ç) İşlemsel kâr
yöntemleri: Emsallere uygun fiyat veya bedelin tespitinde, ilişkili kişiler
arasındaki işlemden doğan kârı esas alan yöntemleri ifade eder. Bu yöntemler,
işleme dayalı net kâr marjı yöntemi ve kâr bölüşüm yöntemidir. İşleme
dayalı net kâr marjı yöntemi, mükellefin kontrol altındaki bir
işlemden; maliyetler, satışlar veya varlıklar gibi ilgili ve uygun bir temele
dayanarak tespit ettiği net kâr marjının incelenmesi esasına dayanır. Kâr
bölüşüm yöntemi, ilişkili kişilerin bir veya daha fazla sayıdaki kontrol
altındaki işlemlere ilişkin toplam faaliyet kârı ya da zararının, üstlendikleri
işlevler ve yüklendikleri riskler nispetinde ilişkili kişiler arasında
emsallere uygun olarak bölüştürülmesi esasına dayanır.
d) Emsallere uygun
fiyata yukarıdaki yöntemlerden herhangi birisi ile ulaşma olanağı yoksa
mükellef, işlemin niteliğine uygun olarak kendi belirleyeceği bir yöntemi de
kullanabilir.
(5) İlişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da
satımında uygulanacak fiyat veya bedelin tespitine ilişkin yöntemler,
mükellefin talebi üzerine Maliye Bakanlığı ile anlaşılarak belirlenebilir. Bu
şekilde belirlenen yöntem, üç yılı aşmamak üzere anlaşmada tespit edilen süre
ve şartlar dahilinde kesinlik taşır.
Mükellef ve Bakanlık, belirlenen yöntemin zamanaşımına uğramamış
geçmiş vergilendirme dönemlerine de tatbik edilmesini, Vergi Usul Kanunu’nun
pişmanlık ve ıslah hükümlerinin uygulanmasının mümkün olması ile anlaşma
koşullarının bu dönemlerde de geçerli olması hâlinde, anlaşma kapsamına almak
suretiyle sağlayabilir. Bu durumda, imzalanan anlaşma söz konusu hükümlerde yer
alan haber verme dilekçesi yerine geçer, beyan ve ödeme işlemleri buna göre
tekemmül ettirilir. Anlaşmanın geçmiş vergilendirme dönemlerine uygulanması
sebebiyle daha önceden ödenen vergiler ret ve iade edilmez.
…
(8) Transfer
fiyatlandırmasına ilişkin belgelendirme yükümlülüklerinin tam ve zamanında yerine
getirilmiş olması kaydıyla, örtülü olarak dağıtılan kazanç nedeniyle zamanında
tahakkuk ettirilmemiş veya eksik tahakkuk ettirilmiş vergiler için
vergi ziyaı cezası (Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde yazılı
fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi hali hariç) %50 indirimli
olarak uygulanır.
(9) Bakanlar Kurulu; ikinci fıkrada yer alan oranları, gerçek
kişiler, kurumlar, doğrudan veya dolaylı ortaklar itibarıyla ya da ortaklık
payının edinim şekline göre topluca veya ayrı ayrı %1’e kadar indirmeye,
%25’e kadar çıkarmaya, oran şartını kaldırmaya; beşinci fıkrada yer alan süreyi
beş yıla kadar artırmaya, belgelendirme yükümlülükleri ve bu yükümlülükler
kapsamına, uluslararası anlaşmalar doğrultusunda, yurt dışında yer alan
ilişkili kişilerin faaliyetlerine ilişkin bilgilerin dâhil edilmesi zorunluluğu
getirmeye; bu bilgilerin uluslararası anlaşmalar çerçevesinde diğer ülkelerle
karşılıklı olarak paylaşılmasına ilişkin usullerle transfer fiyatlandırması ile
ilgili diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”
Kanun maddesinin gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun
tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer verilmiştir.
“Madde-59: 5520 sayılı Kanun’un transfer
fiyatlandırmasına ilişkin düzenlemeler getiren 13. maddesinde yapılan
değişikliklerle mevcut hükümlerin uygulanmasında karşılaşılan sorunların
giderilmesi ve genel olarak transfer fiyatlandırmasına ilişkin uluslararası
düzenlemeler ve uygulamalar ile uyum sağlanması amaçlanmaktadır.
Yapılan değişiklikle, ilişkili kişinin kapsamı yeniden
belirlenmektedir. Böylelikle, ilişkinin doğrudan veya dolaylı olarak ortaklık
kanalıyla oluştuğu durumlarda, örtülü kazanç dağıtımı kapsamında değerlendirme
yapılabilmesi için, en az %10 oranında ortaklık, oy veya kâr payı hakkının
olması şartı aranacaktır. İlişkili kişiler açısından bu oranların topluca
dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca ortaklık ilişkisi olmaksızın doğrudan
veya dolaylı olarak oy veya kâr payı hakkının bu oranın üzerinde olması halinde
de tarafların ilişkili kişi sayılacağı hususuna açıklık getirilmektedir.
Diğer taraftan, ortaklık ilişkisi olup olmadığına veya ortaklık
oranına bakılmaksızın, kurumların idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından
doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu
kişiler, ilişkili kişi sayılmaya ve bu kişilerle yapılan mal veya hizmet alımı
ya da satımı, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı
kapsamında değerlendirilmeye devam edilecektir.
Ayrıca maddeyle, transfer fiyatlandırmasında kullanılacak
yöntemlere ilişkin güncelleme yapılmaktadır. Kanun’un 01.01.2007 tarihinde
yürürlüğe giren transfer fiyatlandırmasına ilişkin madde hükmünde yer alan
emsallere uygunluk ilkesinin tespitinde önerilen yöntemler, OECD’nin
“Uluslararası Şirketler ve Vergi İdareleri İçin Transfer Fiyatlandırması
Rehberi” esas alınarak belirlenmişti. OECD tarafından 2010 yılında revize
edilen söz konusu Rehberde, işlemsel kâr yöntemleri ile geleneksel yöntemler
arasındaki hiyerarşinin kaldırılması nedeniyle maddenin dördüncü fıkrasında
değişiklik yapılmaktadır.
Öte yandan, maddenin beşinci fıkrasının sonuna eklenen cümleler
ile transfer fiyatlandırmasında uygulanacak yöntem konusunda mükellef ile
Maliye Bakanlığı arasında anlaşma sağlanması halinde, anlaşma ile tespit edilen
yöntemin zamanaşımına uğramamış vergilendirme dönemlerine de uygulanabilmesine
imkân sağlanmakta ve bu takdirde izlenecek usule açıklık getirilmektedir. Yeni
eklenen hükümler ile mükellef ve Bakanlık, belirlenen yöntemin zamanaşımına
uğramamış geçmiş vergilendirme dönemlerine de tatbik edilmesini; Yergi Usul
Kanunu’nun pişmanlık ve ıslah hükümlerinin uygulanmasının mümkün olması ile
anlaşma koşullarının bu dönemlerde de geçerli olması koşuluyla, anlaşma
kapsamına almak suretiyle sağlayabilecektir. Bu durumda, imzalanan anlaşma, söz
konusu hükümlerde yer alan haber verme dilekçesi yerine geçecek, beyan ve ödeme
işlemleri ise buna göre tekemmül ettirilecektir. Anlaşmanın geçmiş
vergilendirme dönemlerine uygulanması sebebiyle daha önceden ödenen vergiler
ret ve iade edilmeyecektir. Böylece, mükellefe anlaşma kapsamında Vergi Usul
Kanunu’nun pişmanlık ve ıslah hükümlerinden faydalanma imkânı verilerek, anlaşma
hükümlerinin vergi ziyaı cezası ödenmeden zamanaşımına uğramamış geçmiş
vergilendirme dönemlerine de uygulanması ve anlaşmanın getirdiği hukuki
belirliliğin geçmişe de tatbik edilmesi sağlanacaktır.
Diğer taraftan, maddeye yeni sekizinci fıkra eklenmek suretiyle,
transfer fiyatlandırmasına ilişkin belgelendirme yükümlülüğünü tam ve zamanında
yerine getiren mükelleflere uygulanmak üzere, örtülü kazanç dağıtımı nedeniyle
zamanında tahakkuk ettirilmemiş veya eksik tahakkuk ettirilmiş vergilere
ilişkin uygulanacak vergi ziyaı cezasında %50 oranında indirim imkanı
sağlanmaktadır.
Maddenin son fıkrasında yapılan değişiklik ile Bakanlar Kuruluna,
transfer fiyatlandırmasına ilişkin usulleri belirleme yetkisine ilave olarak
esasları belirleme; maddenin ikinci fıkrasında yer alan oranları gerçek
kişiler, kurumlar, doğrudan veya dolaylı ortaklar itibarıyla ya da ortaklık
payının edinim şekline göre topluca veya ayrı ayrı %1’e kadar indirme, %25’e
kadar çıkarma, oran şartını kaldırma; peşin fiyatlandırma anlaşma sürelerini
beş yıla kadar artırma, belgelendirme yükümlülükleri ve bu yükümlülükler
kapsamına, uluslararası anlaşmalar doğrultusunda, yurtdışında yer alan ilişkili
kişilerin faaliyetlerine ilişkin bilgilerin dâhil edilmesi zorunluluğu getirme;
bu bilgilerin uluslararası anlaşmalar çerçevesinde diğer ülkelerle karşılıklı
olarak paylaşılmasına ilişkin usulleri belirleme yetkisi verilmiştir.”
7-
Vergi Kesintisi
6745 sayılı Kanun’un 65.
maddesi ile 5520 sayılı Kanun’un 15. maddesinin birinci fıkrasına (ğ) bendi ve
30. maddesinin birinci fıkrasına (d) bendi eklenmiştir:
“Vergi Kesintisi
Madde 15
…
ğ) Vergi Usul
Kanunu’nun 11. maddesinin yedinci fıkrası kapsamındaki ödemelerden. “
“Dar Mükellefiyette vergi kesintisi
Madde 30
…
d) Vergi Usul Kanunu’nun
11. maddesinin yedinci fıkrası kapsamındaki ödemelerden.”
8- İndirimli kurumlar
vergisi
6745 sayılı Kanun’un 66.
maddesi ile 5520 sayılı Kanun’un 32/A maddesinin ikinci fıkrasına, birinci
cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş, aynı fıkranın (c)
bendine “her bir il grubu” ibaresinden sonra gelmek üzere “,
bölgesel, büyük ölçekli, stratejik ve öncelikli yatırımlar ile konusu, sektörü
ve niteliği itibarıyla proje bazında desteklenmesine karar verilen yatırımlar” ibaresi
eklenmiş ve aynı bentte yer alan “%80’e” ibaresi “%100’e”şeklinde
değiştirilmiştir.
“Yatırımın tamamlanması şartıyla, indirimli kurumlar vergisi
uygulanmak suretiyle yararlanılan kısmı hariç olmak üzere kalan yatırıma katkı
tutarı, yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıllarda Vergi Usul
Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında
artırılarak dikkate alınır.”
(Maddenin Değişmeden
Önceki Hali)
“(2) Bu maddenin uygulamasında yatırıma katkı tutarı, indirimli
kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle tahsilinden vazgeçilen vergi yoluyla
yatırımların Devletçe karşılanacak tutarını, bu tutarın yapılan toplam yatırıma
bölünmesi suretiyle bulunacak oran ise yatırıma katkı oranını ifade eder.
Bakanlar Kurulu;
…
c) Yatırıma başlanan
tarihten itibaren bu maddeye göre hesaplanacak yatırıma katkı tutarına
mahsuben, toplam yatırıma katkı tutarının %50’sini ve gerçekleştirilen yatırım
harcaması tutarını geçmemek üzere; yatırım döneminde kurumun diğer
faaliyetlerinden elde edilen kazançlarına indirimli kurumlar vergisi oranı
uygulatmak suretiyle yatırıma katkı tutarını kısmen kullandırmaya, bu oranı her
bir il grubu için sıfıra kadar indirmeye veya %80’ekadar artırmaya,”
(Değiştikten Sonraki
Hali)
“(2) Bu maddenin uygulamasında yatırıma katkı tutarı, indirimli
kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle tahsilinden vazgeçilen vergi yoluyla
yatırımların Devletçe karşılanacak tutarını, bu tutarın yapılan toplam yatırıma
bölünmesi suretiyle bulunacak oran ise yatırıma katkı oranını ifade eder.
Yatırımın tamamlanması şartıyla, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak
suretiyle yararlanılan kısmı hariç olmak üzere kalan yatırıma katkı tutarı,
yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında
artırılarak dikkate alınır. Bakanlar Kurulu;
…
c) Yatırıma başlanan
tarihten itibaren bu maddeye göre hesaplanacak yatırıma katkı tutarına
mahsuben, toplam yatırıma katkı tutarının %50’sini ve gerçekleştirilen yatırım
harcaması tutarını geçmemek üzere; yatırım döneminde kurumun diğer
faaliyetlerinden elde edilen kazançlarına indirimli kurumlar vergisi oranı
uygulatmak suretiyle yatırıma katkı tutarını kısmen kullandırmaya, bu oranı her
bir il grubu, bölgesel, büyük ölçekli, stratejik ve öncelikli yatırımlar ile
konusu, sektörü ve niteliği itibarıyla proje bazında desteklenmesine karar
verilen yatırımlar için sıfıra kadar indirmeye veya %100’e kadar
artırmaya,”
9- Araştırma Geliştirme
ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun
6728 sayılı Kanun’un 60.
maddesi 28.02.2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım
Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun’un;
a) 3. maddesinden sonra
gelmek üzere aşağıdaki 3/A maddesi eklenmiştir.
b) 4. maddesinin beşinci
fıkrasında yer alan “193 sayılı Kanun’un 89. maddesinin birinci fıkrasının
(9) ve (13) numaralı bentleri, 5520 sayılı Kanun’un 10. maddesinin birinci
fıkrasının (a) ve (ğ) bentleri hükümleri ile” ibaresi “193 sayılı Kanun’un 89. maddesinin
birinci fıkrasının (13) numaralı bendi, 5520 sayılı Kanun’un 10. maddesinin
birinci fıkrasının (ğ) bendi hükümleri ile” şeklinde değiştirilmiştir.
“Diğer teşvik unsurları
Madde-3/A: (1) Gelir ve
kurumlar vergisi mükelleflerinin, işletmeleri bünyesinde gerçekleştirdikleri
münhasıran yeni teknoloji ve bilgi arayışına yönelik araştırma ve geliştirme
harcamaları tutarının %100’ü, bu kapsamdaki projelerin Bilim, Sanayi ve Teknoloji
Bakanlığı tarafından Ar-Ge ve yenilik projesi olarak değerlendirilmesi
şartıyla, 5520 sayılı Kanun’un 10. maddesi ve 193 sayılı Kanun’un 89. maddesi
uyarınca kazancın tespitinde indirim konusu yapılır. Ayrıca bu harcamalar, 213
sayılı Kanuna göre aktifleştirilmek suretiyle amortisman yoluyla itfa edilir, bir iktisadi
kıymet oluşmaması hâlinde ise doğrudan gider yazılır.
(2) Kazancın yetersiz
olması nedeniyle ilgili vergilendirme döneminde indirim konusu yapılamayan
tutar, sonraki vergilendirme dönemlerine devredilir. Devredilen tutar, takip
eden yıllarda 213 sayılı Kanuna göre her yıl belirlenen yeniden değerleme
oranında artırılarak dikkate alınır.
(3) Araştırma ve
geliştirme faaliyetleri ile doğrudan ilişkili olmayan giderlerden Ar-Ge indirimi hesaplanmaz. Ar-Ge indirimi
tutarının hesabında tamamen araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde kullanılan amortismana tabi
iktisadi kıymetler için hesaplanan amortismanlar ile başka faaliyetlerde de
kullanılan makine ve teçhizat için hesaplanan amortismanların bu kıymetlerin
araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde kullanıldıkları gün sayısına isabet
eden kısmı dikkate alınabilir. Bu madde kapsamında Ar-Ge indiriminden
yararlanılacak harcamaların kapsamını ve uygulamadan yararlanılabilmesi için
gerekli belgeler ile usulleri belirlemeye Maliye Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve
Teknoloji Bakanlığı müştereken yetkilidir.”
Kanun maddesinin gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun
tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer verilmiştir.
“Madde-60: Yapılan düzenlemeyle, gelir ve kurumlar
vergisi mükelleflerinin işletmeleri bünyesinde gerçekleştirdikleri araştırma ve
geliştirme faaliyetlerine ilişkin harcamalarının %100’ünün kazancın tespitinde
indirim konusu yapılmasına ilişkin olarak, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununda yer alan düzenlemeler, mevzuatta
sadeliğin sağlanması ve bu indirim uygulamasındaki farklılıkların giderilmesi
amacıyla, 5746 sayılı Kanun kapsamına alınmaktadır.”
C- KATMA DEĞER VERGİSİ
KANUNU
1- Sosyal ve Askeri
Amaçlı İstisnalarla Diğer İstisnalar
6728 sayılı Kanun’un 43.
maddesi ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun “Sosyal ve Askeri Amaçlı
İstisnalarla Diğer İstisnalar” başlıklı
17. maddesinin “Diğer İstisnalar” başlıklı dördüncü fıkrasının “g”, “r”, “u” ve “y” bentlerinde yapılan değişiklikler aşağıdaki gibidir:
(Maddenin Değişmeden Önceki Hali)
“g) Külçe altın ve külçe
gümüş teslimleri ile kıymetli taşların (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz,
safir, zebercet, inci) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası
Kanunu’na göre Türkiye’de kurulu borsalarda işlem görmek üzere ithali, borsaya
teslimi ve borsa üyeleri arasında el değiştirmesi, döviz, para, damga pulu,
değerli kâğıtlar, hisse senedi, tahvil, varlık kiralama şirketleri tarafından
ihraç edilen kira sertifikaları, Türkiye’de kurulu borsalarda işlem gören
sermaye piyasası araçları ile metal, plastik, lastik, kauçuk, kâğıt, cam hurda
ve atıklarının teslimi,
r) Kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin
mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri
ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile
bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına
karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde
yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimleri.
İstisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu
amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin
teslimleri istisna kapsamı dışındadır.
İstisna kapsamında teslim edilen kıymetlerin iktisabında
yüklenilen ve teslimin yapıldığı döneme kadar indirim yoluyla giderilemeyen
katma değer vergisi, teslimin yapıldığı hesap dönemine ilişkin gelir veya
kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınır.
u) Menkul, gayrimenkul ve maddi olmayan varlıkların, varlık
kiralama şirketlerine devri ile bu varlıkların varlık kiralama şirketlerince
kiralanması ve devralınan kuruma devri.
y) 21/11/2012 tarihli ve
6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu
kapsamında; finansal kiralama şirketlerince bizzat kiracıdan satın alınıp
geriye kiralanan taşınmazlara uygulanmak üzere ve kiralamaya konu taşınmazın
mülkiyetinin sözleşme süresi sonunda kiracıya devredilecek olması koşulu ile
kiralanmaya konu taşınmazların kiralayana satılması, satan kişilere kiralanması
ve devri.”
(Değiştikten Sonraki
Hali)
“g) Külçe altın ve külçe
gümüş teslimleri ile kıymetli taşların (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz,
safir, zebercet, inci) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası
Kanununa göre Türkiye’de kurulu borsalarda işlem görmek üzere ithali, borsaya
teslimi ve borsa üyeleri arasında el değiştirmesi, döviz, para, damga pulu,
değerli kâğıtlar, hisse senedi, tahvil(elde edilen faiz gelirleri ile sınırlı
olmak üzere tahvil satın almak suretiyle verilen finansman hizmetleri dâhil),
varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikaları,
Türkiye’de kurulu borsalarda işlem gören sermaye piyasası araçları ile metal,
plastik, lastik, kauçuk, kâğıt, cam hurda ve atıklarının teslimi,
r) Kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin
mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri
ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile
bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına
karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde
yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimleri.
İstisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu
amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin
teslimleri istisna kapsamı dışındadır.
İstisna kapsamında teslim edilen kıymetlerin iktisabında
yüklenilen ve teslimin yapıldığı döneme kadar indirim yoluyla giderilemeyen
katma değer vergisi, teslimin yapıldığı hesap dönemine ilişkin gelir veya
kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınır.
Bu fıkranın (u) bendi kapsamında varlık kiralama şirketlerine ve
(y) bendi kapsamında finansal kiralama şirketleri, katılım bankaları ile
kalkınma ve yatırım bankalarına devredilen taşınmaz ve iştirak hisselerinin,
kaynak kuruluş ve kiracı tarafından üçüncü kişilere satışına ilişkin en az iki
tam yıl aktifte bulundurma süresinin hesabında, bu taşınmaz ve iştirak
hisselerinin varlık kiralama şirketleri, finansal kiralama şirketleri, katılım
bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarının aktifinde bulunduğu süreler de
dikkate alınır.
u) Her türlü varlık ve hakkın, kaynak kuruluşlarca, kira
sertifikası ihracı amacıyla ve sözleşme süresi sonunda geri alınması şartıyla
varlık kiralama şirketlerine devri ile bu varlık ve hakların varlık kiralama
şirketlerince kiralanması ve devralınan kuruma devri. İstisna kapsamında,
varlık kiralama şirketlerine devredilen varlık ve hakların iktisabında
yüklenilen ve devrin yapıldığı döneme kadar indirim yoluyla giderilemeyen katma
değer vergisi, devrin yapıldığı hesap dönemine ilişkin gelir veya kurumlar
vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınır.
y) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring
ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında; finansal kiralama şirketleri, katılım
bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarınca bizzat kiracıdan satın
alınıp geriye kiralanan her türlü taşınır ve taşınmazlara uygulanmak
üzere ve kiralamaya konu kıymetin mülkiyetinin sözleşme süresi
sonunda kiracıya devredilecek olması koşulu ile kiralamaya konu taşınır ve
taşınmazın kiralayana satılması, satan kişilere kiralanması ve devri.
İstisna kapsamında, finansal kiralama şirketleri, katılım
bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarına devredilen her türlü taşınır ve
taşınmaz malların iktisabında yüklenilen ve devrin yapıldığı döneme kadar indirim
yoluyla giderilemeyen katma değer vergisi, devrin yapıldığı hesap dönemine
ilişkin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate
alınır.”
Kanun maddesinin
gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer
verilmiştir:
“Madde-43: Katma Değer Vergisi Kanunu’nun l7.
maddesinin (4) numaralı fıkrasının (g) bendinde yapılan değişiklikle, elde
edilen faiz gelirleriyle sınırlı olmak üzere tahvil satın almak suretiyle
verilen finansman hizmetinin istisna kapsamında olduğu hususu açıklığa
kavuşturulmaktadır.
Sat-kirala-geri al işlemleri ile Sermaye Piyasası Kanunu
hükümlerine göre kira sertifikası ihracına konu olan taşınmaz/iştirak
hisselerinin kiracı ya da kaynak kuruluş tarafından üçüncü kişilere satışında,
Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r)
bendinde hüküm altına alınan istisna için belirlenen iki yıllık sürenin
hesabında; bu taşınmazların/iştirak hisselerinin varlık kiralama şirketleri,
finansal kiralama şirketleri, katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım
bankalarının aktifinde bulunduğu sürenin de dikkate alınması amaçlanmaktadır.
Maddeyle, her türlü varlık ve haklar, Katma Değer Vergisi
Kanunu’nun 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (u) bendinde yer alan
istisnanın kapsamına alınmak suretiyle, istisna hükmüne konu kıymetler
genişletilmektedir. Ayrıca, her türlü varlık ve hakların varlık kiralama
şirketlerine devirlerinde, devir tarihine kadar indirilen katma değer vergisi
indirimlerinin geriye dönük düzeltilmemesi, bu tarihe kadar indirilemeyen katma
değer vergisinin ise doğrudan gider yazılabilmesi amaçlanmaktadır.
6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri
Kanunu’nun 2. maddesinin ikinci fıkrasına göre katılım bankaları, kalkınma ve
yatırım bankaları da finansal kiralama işlemleri yapabilmekte olup, maddeyle
Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (y)
bendinde hüküm altına alman sat-kirala-geri al işlemlerine yönelik istisnadan
söz konusu kurumların da faydalanması sağlanmaktadır.
Ayrıca, yapılan değişiklikle taşınırların da sat-kirala-geri al
işlemleri kapsamında istisna kapsamına dahil edilmesi sağlanmaktadır.
Diğer taraftan taşınır ve taşınmazların finansal kiralama
şirketleri ile katılım bankaları, kalkınma ve yatırım bankalarına devrinde,
devir tarihine kadar indirilen katma değer vergisinin indirimlerinin geriye
dönük düzeltilmemesi, bu tarihe kadar indirilemeyen katma değer vergisinin ise
doğrudan gider yazılabilmesi amaçlanmaktadır.”
2- İndirilemeyecek Katma Değer Vergisi
6728 sayılı Kanun’un 44. maddesi ile 3065 sayılı
Kanunu’nun 30. maddesinin birinci fıkrasının “d” bendine aşağıdaki parantez içi
hüküm eklenmiştir.
(Maddenin
Değişmeden Önceki Hali)
…
“d) Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarına
göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen
katma değer vergisi.”
(Değiştikten Sonraki
Hali)
…
“d) Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarına
göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen
katma değer vergisi. (5520 sayılı
Kanun’un 13. maddesine göre transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak
dağıtılan kazançlar ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 41. maddesinin birinci
fıkrasının (5) numaralı bendine göre işletme aleyhine oluşan farklara ilişkin
ithalde veya sorumlu sıfatıyla ödenen katma değer vergisi hariç)”
Kanun maddesinin
gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer
verilmiştir:
“Madde-44: Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 30. maddesinin
(d) bendinin sonuna eklenen parantez içi hüküm ile 5520 sayılı Kanun’un 13.
maddesine göre transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan
kazançlara ilişkin aynı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasının (c)bendi
uyarınca kanunen kabul edilmeyen giderlere ve Gelir Vergisi Kanunu’nun 41.
maddesinin birinci fıkrasının (5)numaralı bendine göre işletme aleyhine oluşan
farklara ilişkin olup, mükelleflerce ithalde veya sorumlu sıfatıyla ödenmiş
olan katma değer vergisinin, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden
hesaplanan katma değer vergisinden indirilmesi sağlanarak, uygulamada yaşanan
ihtilafların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.”
3- Geçici 30. Madde
6745 sayılı Kanun’un 36.
maddesi ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun geçici 30. maddesinin
madde başlığında yer alan “ve stratejik” ibaresi ile birinci fıkrasının birinci
cümlesinde yer alan “stratejik” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve aynı
maddenin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir:
(Maddenin Değişmeden Önceki Hali)
“Büyük
ve stratejik yatırımlarda iade:
Geçici
Madde-30:
31.12.2023 tarihine kadar uygulanmak üzere,
yatırım teşvik belgeleri kapsamında asgari 500 milyon Türk Lirası tutarında
sabit yatırım öngörülenyatırımlara ilişkin inşaat işleri nedeniyle yüklenilen
ve takvim yılı sonuna kadar indirim yoluyla telafi edilemeyen katma değer
vergisi, izleyen yıl talep edilmesi halinde belge sahibi mükellefe iade olunur.
Teşvik belgesine konu yatırımın tamamlanmaması halinde, iade edilen vergiler,
vergi ziyaı cezası uygulanarak iade tarihinden itibaren gecikme faizi ile
birlikte tahsil edilir. Bu vergiler ve cezalarında zamanaşımı, verginin tarhını
veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden
takvim yılı başında başlar.
Bu
madde kapsamında yer alan asgari sabit yatırım tutarını sektörler itibarıyla
veya topluca 50 milyon Türk lirasına kadar indirmeye veya iki katına kadar
artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve
esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
(Değiştikten Sonraki
Hali)
“Bu
madde kapsamında yer alan asgari sabit yatırım tutarını sektörler itibarıyla
veya topluca 50 milyon Türk lirasına kadar indirmeye veya iki katına kadar
artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.”
D- VERGİ USUL KANUNU
1- Vergi Beyannamesinin
Postayla veya Elektronik Ortamda Gönderilmesi
6728 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 28. maddesinin ikinci
fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir:
(Maddenin
Değişmeden Önceki Hali)
“Vergi beyannamesinin
postayla veya elektronik ortamda gönderilmesi
Madde 28
Beyannamenin posta ile gönderilmesi halinde de tahakkuk fişi
kesilir. Bu takdirde, tahakkuk fişinin mükellefe verilecek nüshası, kapalı bir
zarf içinde, mükellefin beyannamede gösterdiği adrese gönderilir ve fişin
dairede kalan nüshasına posta zimmet defterinin tarih ve numarası işaret
olunur.
Beyannamenin elektronik ortamda gönderilmesi halinde tahakkuk fişi
elektronik ortamda düzenlenir ve mükellef veya elektronik ortamda beyanname
gönderme yetkisi verilmiş gerçek veya tüzel kişiye elektronik ortamda iletilir.
Bu ileti, tahakkuk fişinin mükellefe tebliği yerine geçer.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı
tarafından tespit olunur.”
(Değiştikten Sonraki
Hali)
“Vergi beyannamesinin
postayla veya elektronik ortamda gönderilmesi
Madde 28
Beyannamenin posta ile gönderilmesi halinde de tahakkuk fişi
kesilir. Bu takdirde, tahakkuk fişinin mükellefe verilecek nüshası, kapalı bir
zarf içinde, mükellefin beyannamede gösterdiği adrese gönderilir ve fişin
dairede kalan nüshasına posta zimmet defterinin tarih ve numarası işaret
olunur.
Beyannamenin elektronik ortamda gönderilmesi halinde tahakkuk fişi
elektronik ortamda düzenlenir ve mükellef veya elektronik ortamda beyanname
gönderme yetkisi verilmiş gerçek veya tüzel kişiye elektronik ortamda iletilir.
Bu ileti, tahakkuk fişinin mükellefe tebliği yerine geçer.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı
tarafından tespit olunur.
Gelir Vergisi Kanunu’nun
98/A maddesi kapsamında getirilen zorunluluk üzerine verilen beyannameye
istinaden, 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca düzenlenen tahakkuk fişi, mükellefe veya
elektronik ortamda beyanname gönderme yetkisi verilmiş gerçek veya tüzel kişiye
elektronik ortamda iletilir.”
Kanun maddesinin gerekçesine
bakıldığında, ilgili kanun tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer verilmiştir:
“Madde 18: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 28.
maddesinde, muhtasar beyanname ile Sosyal Güvenlik Kurumu aylık prim ve hizmet
belgesinin birleştirilerek verilmesi durumunda, ortak beyannamenin Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası mevzuatı kapsamında oluşturulan kısmına
ilişkin olarak düzenlenen tahakkuk fişinin, mükellefe veya elektronik ortamda
beyanname gönderme yetkisi verilmiş diğer kişilere Gelir İdaresi Başkanlığı
tarafından gönderilmesine imkân sağlanmak üzere düzenleme yapılmaktadır.”
2- İşe Başlamayı Bildirme
6728 sayılı Kanun’un 19.
maddesi ile 213 sayılı Kanun’un 153. maddesinin ikinci fıkrasının birinci
cümlesinde yer alan “30 uncu” ibaresi “27 nci”şeklinde değiştirilmiş, cümleye “vergi dairesine” ibaresinden sonra gelmek üzere “yazılı veya
elektronik ortamda” ibaresi
eklenmiştir ve Sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Başvuru
evraklarının elektronik ortamda intikaline ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı
ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca müştereken belirlenir.”
(Maddenin
Değişmeden Önceki Hali)
“İşe Başlamayı Bildirme
Madde-153:
Aşağıda yazılı mükelleflerden işe başlayanlar keyfiyeti vergi
dairesine bildirmeye mecburdurlar:
1. Vergiye tabi ticaret ve sanat erbabı;
2. Serbest meslek erbabı;
3. Kurumlar vergisi mükellefleri;
4. Kollektif ve adi şirket ortaklarıyla komandit şirketlerin
komandite ortakları.
Ticaret sicili memurlukları, kurumlar vergisi mükellefi olup da
Türk Ticaret Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca tescil için başvuran
mükelleflerin başvuru evraklarının bir suretini ilgili vergi dairesine intikal
ettirir. Bu mükelleflerin işe başlamayı bildirme yükümlülükleri yerine
getirilmiş sayılır. Bildirim yükümlülüğünü süresi içinde yerine getirmeyen
ticaret sicili memurları hakkında işe başlamanın zamanında bildirilmemesine
ilişkin usulsüzlük cezası hükümleri uygulanır.”
(Değiştikten Sonraki
Hali)
“İşe Başlamayı Bildirme
Madde-153:
Aşağıda yazılı mükelleflerden işe başlayanlar keyfiyeti vergi dairesine
bildirmeye mecburdurlar:
1. Vergiye tabi ticaret ve sanat erbabı;
2. Serbest meslek erbabı;
3. Kurumlar vergisi mükellefleri;
4. Kollektif ve adi şirket ortaklarıyla komandit şirketlerin
komandite ortakları.
Ticaret sicili memurlukları, kurumlar vergisi mükellefi olup da
Türk Ticaret Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca tescil için başvuran
mükelleflerin başvuru evraklarının bir suretini ilgili vergi dairesine yazılı
veya elektronik ortamda intikal ettirir. Bu mükelleflerin işe başlamayı
bildirme yükümlülükleri yerine getirilmiş sayılır. Bildirim yükümlülüğünü
süresi içinde yerine getirmeyen ticaret sicili memurları hakkında işe
başlamanın zamanında bildirilmemesine ilişkin usulsüzlük cezası hükümleri
uygulanır.
Başvuru evraklarının elektronik ortamda intikaline ilişkin usul ve
esaslar Maliye Bakanlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca müştereken
belirlenir.”
Kanun maddesinin
gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer
verilmiştir.
“Madde-19: 213 sayılı Kanun’un 153. maddesinde
yapılan değişiklikle, ticaret sicil memurluklarınca tescil işlemleri
yapıldığında başvuru evraklarının vergi dairesine elektronik ortamda da
gönderilmesine imkân sağlanmakta ve böylece işe başlama işlemlerinin hızlı bir
şekilde sonuçlandırılması amaçlanmaktadır.”
3- Teminat Uygulaması
6728 sayılı Kanun’un 20.
maddesi ile 213
sayılı Kanun’un 153/A maddesinin onuncu fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
…
“(10) 359. maddede
sayılan fiilleri işledikleri veya bu fiillere iştirak ettikleri vergi
incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen raporla tespit edilenlerden bu
durumları kesinleşenler ile birinci, ikinci ve üçüncü fıkraların kapsamına
girenler veya bu fiillere iştirak edenler, fiilin işlendiği tarihten itibaren
altı yıl süreyle hiçbir surette vergi teşvik ve desteklerinden
yararlanamazlar.”
…
Kanun maddesinin
gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer
verilmiştir:
“Madde-20: 213 sayılı
Kanun’un 153/A maddesinde yer alan ve mükelleflerin vergi teşvik ve
desteklerinden geriye dönük olarak yararlandırılmamasına ilişkin düzenleme
içeren hükümler yürürlükten kaldırılarak güvenli bir yatırım ortamı
oluşturulması hedeflenmektedir.”
4- Bilgi Vermekten Çekinenler ve 256, 257 ve Mükerrer 257. Madde
Hükmüne Uymayanlar İçin Ceza (Mükerrer Madde 355)
6728 sayılı Kanun’un 21.
maddesi ile 213 sayılı Kanun’un
mükerrer 355. maddesinin başlığı ve birinci fıkrası değiştirilerek, altıncı
fıkranın başına gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir:
(Maddenin
Değişmeden Önceki Hali)
“Bilgi vermekten
çekinenler ile 256, 257 ve mükerrer 257. madde hükmüne uymayanlar için ceza
Mükerrer Madde 355
Bu Kanun’un 86, 148, 149, 150, 256 ve 257. maddelerinde yer alan
zorunluluklar ile mükerrer 257. madde uyarınca getirilen zorunluluklara uymayan
(Kamu idare ve müesseselerinde bilgi verme görevini yerine getirmeyen
yöneticiler dahil);
…
Elektronik ortamda verilme zorunluluğu getirilen bildirim veya
formlara ilişkin olarak süresinden sonra düzeltme amacıyla verilen bildirim ve
formların, belirlenen sürelerin sonundan itibaren 10 gün içinde verilmesi
halinde özel usulsüzlük cezası kesilmez, takip eden 15 gün içinde verilmesi
halinde ise kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezası 1/5 oranında
uygulanır.”
(Değiştikten Sonraki
Hali)
“Bilgi vermekten
çekinenler ile 256, 257, mükerrer 257. madde ve Gelir Vergisi Kanunu’nun
98/A maddesi hükmüne uymayanlar için ceza:
Mükerrer Madde 355
Bu Kanun’un 86, 148, 149, 150, 256 ve 257. maddelerinde yer alan
zorunluluklar ile mükerrer 257ncimaddesi ve Gelir Vergisi Kanunu’nun 98/A
maddesi uyarınca getirilen zorunluluklara uymayan (Kamu idare ve
müesseselerinde bilgi verme görevini yerine getirmeyen yöneticiler dahil);
..
Elektronik ortamda
bildirim veya form verilmesi mecburiyetine uyulmaması hâlinde kesilmesi gereken
özel usulsüzlük cezası, bildirim veya formların belirlenen sürelerin sonundan
başlayarak elektronik ortamda 3 gün içinde verilmesi halinde 1/10 oranında
uygulanır. Elektronik ortamda verilme zorunluluğu getirilen bildirim veya
formlara ilişkin olarak süresinden sonra düzeltme amacıyla verilen bildirim ve
formların, belirlenen sürelerin sonundan itibaren 10 gün içinde verilmesi
halinde özel usulsüzlük cezası kesilmez, takip eden 15 gün içinde verilmesi
halinde ise kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezası 1/5 oranında
uygulanır.”
Kanun maddesinin
gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer
verilmiştir:
“Madde-21: Muhtasar beyanname ile aylık prim ve
hizmet belgesinin birleştirilerek verilmesine imkân sağlamak üzere Gelir
Vergisi Kanunu’na eklenen 98/A maddesi ile verilen yetki uyarınca getirilen
zorunluluklara uyulmaması halinde uygulanacak ceza belirlenmektedir.
Ayrıca, yapılan değişiklik ile elektronik ortamda süresinde
verilmeyen bildirim ve formların süresinden sonraki ilk üç gün içinde verilmesi
halinde, 1/10 oranında özel usulsüzlük cezası uygulanması öngörülmektedir.”
5- Mülga 370. Madde
6728 sayılı Kanun’un 22.
maddesi ile 213
sayılı Kanun’un 2365 sayılı Kanun’un 89. maddesiyle kaldırılan 370. maddesi
aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir:
“İzaha davet:
Madde-370: Vergi
incelemesine başlanılmadan veya takdir komisyonuna sevk edilmeden önce verginin ziyaa uğradığına delalet eden emareler bulunduğuna dair
yetkili merciler tarafından yapılmış ön tespitler hakkında tespit tarihine
kadar ihbarda bulunulmamış olması kaydıyla mükellefler izaha davet edilebilir.
Kendisine izaha davet yazısı tebliğ edilen mükellefler, davet konusu tespitle
sınırlı olarak, bu Kanun’un 371. maddesinde yer alan pişmanlık hükümlerinden
yararlanamaz.
İzaha davet yazısının
tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük süre içerisinde izahta bulunulması
durumunda;
1. Mükelleflerce yapılan
izah sonucu vergi ziyaına
sebebiyet verilmediğinin idarece anlaşılması hâlinde mükellefler söz konusu
tespitle ilgili olarak vergi incelemesine tabi tutulmaz veya takdir komisyonuna
sevk edilmez.
2. Mükelleflerce izahta
bulunulan tarihten itibaren 15 gün içerisinde; hiç verilmemiş olan vergi
beyannamelerinin verilmesi, eksik veya yanlış yapılan vergi beyanının
tamamlanması veya düzeltilmesi ve ödeme süresi geçmiş bulunan vergilerin,
ödemenin geciktiği her ay ve kesri için, 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesinde
belirtilen nispette uygulanacak gecikme zammı oranında bir zamla aynı sürede
ödenmesi şartıyla vergi ziyaı cezası, ziyaa uğratılan vergi
üzerinden %20 oranında kesilir. Bu durum vergi
incelemesi yapılmasına ve gerekirse tarhiyatın ikmaline engel teşkil
etmez.
Birinci fıkra kapsamında
yapılmış ön tespitlerin, verginin bu Kanun’un 359. maddesinde yer alan
fiillerle ziyaa
uğratılmış olabileceğine ilişkin olması hâlinde bu madde hükümleri uygulanmaz. Şu
kadar ki, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma fiilinin
işlenmiş olabileceğine dair yapılan ön tespitlerde, kullanılan sahte veya
muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge tutarının; her bir belge itibarıyla 50
bin Türk lirasını geçmemesi ve mükellefin ilgili yıldaki toplam mal ve hizmet
alışlarının %5’ini aşmaması kaydıyla mükellefler izaha davet edilebilir. Bu
fıkrada yer alan tutar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak bu Kanun
uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle
uygulanır.
Maliye Bakanlığı ön
tespitin niteliğini, izaha davetin şeklini ve kapsamını, daveti yapacak ve
yapılan izahı değerlendirecek mercii, davet yapılacakları, yapılan izahta
kullanılacak bilgi ve belgeler ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları
belirlemeye yetkilidir.”
Kanun maddesinin gerekçesine bakıldığında, ilgili kanun
tasarısında aşağıdaki açıklamaya yer verilmiştir:
“Madde-22: Maddeyle 213 sayılı Kanun’un mülga
370. maddesi, izaha davet başlığı altında yeniden düzenlenmektedir.
Vergi usul hukukumuzda yer alan pişmanlık müessesesi vergi ziyama
sebebiyet verilen fiillerin kendiliğinden idareye bildirilerek zamanında beyan
ve ödenememiş verginin hesaplanacak zammıyla birlikte ödenmesi halinde vergi
zıyaı cezası kesilmeyeceğini ve 359. madde hükümlerinin uygulanmayacağını
düzenlemekte olup müessese, herhangi bir surette idarenin ıttılaına giren
olaylar hakkında uygulanmamaktadır.
Öte yandan, İdarenin verginin zıyaa uğramış olabileceğini harici
karinelerle tespit ettiği hallerde vergi incelemesi veya takdir işlemlerine başlanılmadan
önce mükelleflerin konuya ilişkin görüşlerini alabilmesi için yeni bir
düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu kapsamda, vergiye gönüllü uyumun artırılması amacıyla,
haklarında henüz vergi incelemesine başlanılmamış veya takdir komisyonuna sevk edilmemiş
mükellefler için izaha davet müessesesi getirilmektedir.
İdarenin harici araştırmalarıyla vergiyi ziyaa uğratmış
olabileceği yönünde ön tespitleri olan mükellefler izaha davet edilecek,
yapılan izahın yeterli görülmesi halinde inceleme ve takdir işlemleri
yapılmayacak ve maddede belirtilen şartların gerçekleşmesi durumunda vergi
ziyaı cezası %20 oranında kesilecektir.
Maddede, indirimli ceza uygulamasından yararlanılabilmesi için
beyan edilen tutarın gecikme zammı oranında hesaplanacak bir zamla birlikte
ödenmesi şartı bulunduğundan, öngörülen sürede bu şartı yerine getirmeyen
mükellefler adına indirimli olarak kesilen vergi ziyaı cezası, kanuni
süresinden sonra kendiliğinden verilen beyannamelere uygulanan ceza esas
alınarak, ikmal edilecektir.
Bu madde hükmü Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesi kapsamına giren
fiillere uygulanmayacaktır. Ancak, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı
belge kullanma fiilinin işlenmiş olabileceğine dair yapılan ön tespitlerde,
kullanılan sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge tutarının, her bir
belge itibarıyla 50 bin Türk Lirasını geçmemesi ve mükellefin ilgili yıldaki
toplam mal ve hizmet alışlarının %5’ini aşmaması kaydıyla mükellefler izaha
davet edilebilecektir.
Maddede ayrıca, Maliye Bakanlığına, ön tespitin niteliğini, izaha
davetin şeklini ve kapsamını, daveti yapacak mercii, tespitte yer alan tutarlar
dikkate alınarak davet yapılacakları belirleme yetkisi verilmektedir.”
III- SONUÇ
6728 ve 6745 sayılı Kanunlarla çeşitli vergi
kanunlarında düzenlemeler yapılmıştır. Makalemizde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 5520 sayılı
Kurumlar Vergisi Kanunu, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ve 213 sayılı
Vergi Usul Kanunu’nda yapılan değişiklikler ele alınmıştır.
Yapılan düzenlemelerle ülke ekonomisinin uluslararası
rekabet gücünün arttırılması maksadıyla bazı vergisel avantajların içeriği
genişletilmiştir. Ayrıca OECD (Ekonomik Kalkınma
ve İşbirliği Örgütü) ülkeleriyle vergisel uyumluluğun sağlanması hedeflenmekte
olduğu anlaşılmaktadır.
Bunlara
ek olarak mükellefler açısından vergisel uyumun sağlanması ve vergisel
olayların zamansal ve masrafsal durumları azaltılarak mükelleflere kolaylık
sağlama amacı güttüğü görülmektedir.
Madde gerekçelerine
bakıldığında da, söz konusu amaçları gerçekleştirmeye yönelik düzenlemeler
olduğu anlaşılmaktadır. Ancak torba kanunların bir dezavantajı vergi kanunların
sistematiğini bozucu düzenlemeler içermesidir. Bu açıdan bakıldığında GVK’nın 40/7.
maddesine eklenen ifade de olduğu gibi amacı tam kapsamayan ve sistematiği
bozabilen düzenlemelere de rastlanabilme olasılığı mevcuttur. Dolayısıyla torba
kanunlar ile yapılan düzenlemelerde, kanun sistematiğinin korunmasına yönelik
ayrı bir önem verilmesi gerekmektedir.
Yazarlar: Emre AKIN*
Sefa KARAMAN**
Sefa KARAMAN**
E-Yaklaşım / Kasım 2016 /
Sayı: 287
____________
* Vergi Müfettişi
** Vergi Müfettiş Yrd.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder